Anasayfa » Etiket Arşivi: denizli

Etiket Arşivi: denizli

NEDEN KANSERE YAKALANDIM?

Neden ben? Niçin bu hastalık beni buldu?

Kansere yakalanan kişinin en çok sorduğu sorudur yukarıda yazdıklarımız. Bugün için kanser nedeni tam olarak bilinmese de suçlanan pek çok neden var. Aslında vücudumuzda her gün milyonlarca kanser hücresi oluşuyor. Fakat vücudun bağışıklık sistemi bu hücreleri kısa süre içinde kanser haline gelmeden yok ediyor. Bağışıklık sisteminin çeşitli nedenlerle işlevselliğinin bozulması, bu dengeyi bozarak kansere yol açabiliyor. Bu nedenleri önlenebilir ve önlenemeyen olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz. Şimdi bu nedenlere kısaca göz atalım.

ÖNLENEBİLİR NEDENLER

-Sigara

Sigara ve tütün kullanımı başta akciğer, mesane, gırtlak (larinks), ağız, yemek borusu (özefagus) ve pankreas kanserinin başlıca nedenidir.

-Alkol 

Aşırı alkol tüketimi, ağız, gırtlak, böbrek, üst solunum yolu ve meme kanserlerine neden olabiliyor.

-Düzensiz ve hatalı beslenme

Kanserin en önemli nedenlerinden biri hatalı beslenmedir. Doymuş yağ oranı yüksek, sebze ve meyvenin yeterli kadar yer almadığı beslenme alışkanlıkları, başta kolon (kalın bağırsak) kanseri olmak üzere meme ve gırtlak kanserine yakalanma riskini artırmaktadır.

-Obesite (aşırı kilolu olma durumu)

Obesite karaciğer, mesane, meme kanseri ve bazı lösemi tiplerine yol açabilir.

 

-Hareketsizlik ve spor yapmamak

Başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türüne yakalanma olasılığını ciddi şekilde artırıyor.

-Virüsler ve bazı bakteriler

Çalışmalar bazı virüs ve bakteri tiplerinin bazı kanser türleri ile direk ilişkili olduğunu göstermiştir. Human papilloma virüs ve rahim ağzı kanseri ilişkisi, hepatit C, HIV (AIDS) ve lenfoma ilişkisi ilk aklımıza gelen örnekler olarak sayılabilir. Yine Helikobakter pilori adı verilen bir bakterinin mide ülseri ve kanseri gelişiminde rol oynadığı bilinmektedir.

-Radyasyon ve ultraviole (UV) maruziyeti

. Ultraviole ışınlar özellikle cilt kanseri gelişiminde rol oynarken, radyaaktif maddeler başta hematolojik kanserler olmak üzere tüm kanser türlerininin gelişiminden sorumludur

-Kanserojen ortamlar

Asbest, arsenik, benzen gibi kanserojen maddelerin bulunduğu ortamlarda uzun süre kalmak kansere yol açabilir.

-Çevre kirliliği ve tarım ilaçları

Su, hava ve toprak kirliliği, dünyadaki kanser vakalarının yüzde 1 ile 4’ünün sorumlusu.

ÖNLENEMEYEN NEDENLER

-Yaşlanma

Kansere yakalanma riski, yaşlandıkça artıyor. Kanser oranı yaşlılar arasında daha fazla, tedaviye yanıt daha azdır. Yaşlanma ve kanser konusunu ayrı bir başlık altında toplayacağız.

-Irk ve etnik köken

Bazı kanser türleri, o yörenin genetik özelliklerine göre belirli ülkeler veya coğrafi bölgelerde daha az veya daha çok görülebilir. Bölgenin beslenme alışkanlıkları ve hayat stili kanser gelişiminde büyük rol oynar. Örneğin uzak doğuda tütsülü deniz ürünleri tüketimine bağlı mide kanserine yakalanma oranı oldukça yüksektir.

-Kalıtım

Anne ve babamızdan veya daha önceki kuşaklardan gelen genlerin neden olduğu kanser hastalıkları, dünyadaki kanser olgularının yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturmaktadır. Vücutta kansere yol açan genlerin çeşitli nedenlerle aktifleşmesi ya da tam tersi olarak kanseri baskılayan genlerin sessizleşmesi kanser oluşumuna neden olabilir.

-Cinsiyet

Bazı kanser tipleri sadece erkek ya da sadece kadınlarda görülmektedir. Prostat ve meme kanseri bu konuya örnek olarak verilebilir.

Sonuç olarak, kansere yol açan nedenlere bakıldığında önlenebilir nedenlerin daha fazla olduğunu ve bu nedenlerin özüne bakıldığında ise maalesef modern toplum düzeninin yaşam tarzımızı kötü yönde değiştirerek kansere yakalanma riskimizi artırdığını görüyoruz. O halde bu günden başlayarak kendimiz ve ailemiz için bazı kararlar almalı, yaşam tarzımızı sağlık yönünde değiştirerek kendimizi, ailemizi ve çevremizi bu yönde motive etmeliyiz. Sağlık ve umut dolu günler…

Prof. Dr. H. İsmail Sarı

İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı

Sağlık ve umutla yeni bir yıla merhaba

s1

Sevgili Tıp Öğrencileri, Kıymetli Klinisyen Arkadaşlar ve Değerli İnternet Kullanıcıları;

Acısı ile tatlısı ile bir yılı geride bırakıp, acıların, sıkıntıların, monotonluğun, kavgaların, savaşların ve dünya üzerinde ne kadar dert varsa hiçbirinin yaşanmayacağı bir yıl ümidi ile 2018’e giriyoruz. 2018 yılının hemen başında işlevsellik kazanan bu site ile hepinize ulaşmaya çalışacağım.

Bu site öncelikli olarak hastalarımız için “hasta bilgilendirme amaçlı” hazırlandı. Klasik bir “Kişisel Doktor Web Sitesi” kimliğinden ayrılıp hematoloji veya hematolojik onkoloji hastalıklarından muzdarip olan hasta ve hasta yakınlarının  çoğu bilgiyi bulabilecekleri bir site olacağını ümit ediyorum. Düzenli olarak hematoloji ve hematolojik onkoloji konusunda akla her ne geliyorsa, güncel ne varsa menüdeki “Hasta Bilgilendirme” başlığı altında “Hastalar için Makaleler”    bölümünde bilginize sunmaya çalışacağız. Yine aynı başlık altında “Hasta Bilgilendirme Kitapçıkları” ve “Videolar” yazı içeriği, bilimselliği ve görselliği sizi tatmin edecek şekilde verilecek. Sitede yayınlanmasını istediğiniz her türlü konuyu ve bana sormak istediğiniz her türlü soruyu gerek sitedeki iletişim formunu doldurarak, gerekse e-mail ve sosyal medya hesaplarımı kullanarak iletebilirsiniz. Makaleler düzenli olarak güncellenecek, zaman içinde hasta bilgilendirme kitapçıkları ve videolar tüm hastalıkları kapsayacak şekilde karşınızda olacak. 

Bunların dışında her ay (talep olursa daha sık) güncellenecek köşelerimiz olacak. Şimdi kısaca bunlara göz atalım.

Bunlardan ilki hematoloji ve onkolojide yeni tedavileri merak eden takipçilerimiz için “FDA Onayları” başlığı altında bir köşe açtık.  ABD Sağlık Bakanlığı’na bağlı; gıda, ilaç ve cihazların onayından sorumlu olan FDA’nın her ay bahsettiğimiz dallarda verdiği ilaç onayları bu bölümde olacak. İlk bölümde “2017 Aralık Ayı Onayları” sunuldu.

İkinci olarak, Kanser ve Beslenme” köşesinde özellikle hematolojik kanserlerde beslenme şeklinin nasıl olması gerektiği güncel ve bilimsel olarak açıklanmaya çalışılacak. İlk bölümümüzün konusu ileri yaş grubunda daha sık görülen bir ilik kanseri olan miyelom oldu.

Son olarak; tutkumuz olan sinemayla ilgili bir köşe açtık. Sinemaseverlerin de ilgiyle takip edeceğini düşündüğümüz bu köşenin adını “Bir Film Bir Hastalık” olarak belirledik. İlk filmimiz bir dizi film: “KADIN”, ilk hastalığımız ise filmin başrolündeki Bahar’ın geçirdiği hastalık: APLASTİK ANEMİ oldu.

Bunların dışında sitede Tıp Öğrencileri ve İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanları için düzenli olarak güncellenecek yazılarımız ve sunumlarımız olacak.

Sağlıklı isek sağlığımızı koruyacağımız, şu an için kaybettiysek en kısa sürede kazanacağımız ama umudumuzu asla kaybetmeyeceğimiz bir yıl diliyorum. Sözlerimi, sitemizin sloganı yaptığımız bir atasözü ile bitirmek istiyorum. Unutmayalım, “Sağlığı olanın umudu, umudu olanın herşeyi var demektir”

Prof. Dr. H. İsmail Sarı

İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı

 

TALASEMİ TAŞIYICILIĞI BİR HASTALIK MIDIR?

Bu kısa yazımızda ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında sık olarak görülen kalıtsal bir halk sağlığı sorunu olan “talasemi taşıyıcılığı” ve tanısından bahsedeceğiz.

 

Talasemi ve Talasemi Taşıyıcılığı Nedir?

 

Talasemi dünyanın hemen her bölgesinde görülen fakat Akdeniz ülkelerinde yaygın olduğu  için Akdeniz anemisi olarak da bilinen kalıtsal bir kansızlık tablosudur. Akdeniz kuşağında yer alan ülkemizde de sık karşılaşılan bir hastalıktır.

Hemoglobinin yapısında bulunan “globin” genindeki bozuklukların çeşidine göre tiplendirilir. Başlıca 3 tipi bulunur:

  1. Talasemi Major: Talasemi hastalığıdır.
  2. Talasemi intermedia: Hafif tip talasemi hastalığıdır.
  3. Talasemi Minor: Talasemi taşıyıcılarına verilen isimdir. Bu tablo hastalık değildir.

 

Talasemi taşıyıcılığına nasıl tanı konur?

Talasemi taşıyıcılığında tanı, hasta veya taşıyıcı olduğu bilinen ailelerde tarama sonucu konabileceği gibi kansızlık nedeniyle başvuran erişkinlerde veya ebeveynleri tarafından getirilen çocuklarda yapılan kan tetkikleri neticesinde konur.

Taşıyıcı kişilerin kan seviyesini gösteren hemoglobin düzeyleri genellikle bulundukları yaş ve cinsiyete göre hafif düşüktür yani hafif kansızlıkları bulunur. Kansızlıkları demir düzeyi ile ilişkisiz olduğu için (beraberinde demir eksikliği yoksa) demir tedavisinden yarar görmezler. Hastanın tetkiklerinde, tam kan sayımının iyi yorumlanması ve hemoglobin elektroforezi yapılmasıyla tanı kolayca konabilir.

Eğer anne ve baba talasemi taşıyıcı ise her gebelikte %25 normal, %50 Talasemi taşıyıcısı, %25 Talasemi majör hastası çocuk doğma olasılığı vardır. Eğer anne veya babadan biri talasemi taşıyıcısı ise doğacak her çocuk %50 olasılıkla taşıyıcı olabilir. Bu nedenle anne ve babaların çocuk sahibi olmadan önce Talasemi taşıyıcısı olup olmadıklarını bilmeleri önemlidir.

 

Talasemi taşıyıcılığı asla bir hastalık değildir

Talasemi taşıyıcılığı bir hastalık değildir. Tedavi gerektirmez. Fakat özellikle ileri yaşlarda yaşa bağlı hemoglobin düzeyinin azalması nedeniyle bir miktar halsizlik olabilir. Talasemi taşıyıcılığı asla evlenmeye engel değildir. Ancak iki taşıyıcının evlenme kararı vermesi durumunda, bu kişilerin gebeliğin 10–11. haftalarında doğum öncesi prenatal tanı için bazı testleri yaptırmaları gerektiğini bilmeleri ve bu konuda genetik danışmanlık almaları gerekmektedir.

Talasemi taşıyıcılığı için tedavi gerekir mi?

Bu kişilere herhangi bir tedavi verilmez. Bazı taşıyıcılarda folik asit eksikliği gelişebilir. Bu nedenle folik asit verilebilir.

MİYELOM VE BESLENME

MİYELOM VE BESLENME

Antikor yapan hücrelerin kanseri olarak bilinen Miyelom hastalığında da tıpkı tüm kanser tiplerinde ve diğer kemik iliği kanserlerinde olduğu gibi bağışıklık sistemini güçlendiren, kemik ve kıkırdak yapılarını güçlendiren ve organları yormayan bir beslenme pratiği uygulamak gerekir. Hastalığın neden olduğu pek çok yakınma ve klinik bulgular doğru ve bilinçli bir beslenme programıyla kontrol altına alınabilir veya hafifletilebilir.

Devamını Oku »

KEMİK İLİĞİ ASPİRASYON VE BİYOPSİ İŞLEMİ

Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsisi Nedir?

Kemik iliği aspirasyon ve biyopsi işlemi bazı büyük kemiklerinizde bulunan ve süngerimsi bir doku olan kemik iliğinin toplanması ve/veya incelenmesi için yapılan bir işlemdir. Kan ve kemik iliği kanserleri de dâhil olmak üzere çoğu kan ve ilik hastalığının tanısını koymak ve takip etmek için kullanılır. Kemik iliği biyopsisi ve kemik iliği aspirasyonu çoğunlukla aynı zamanda yapılır.

Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsisi Niçin Yapılır?

  • Kemik iliği veya kan hücrelerinden kaynaklanan bir hastalığa (Lösemi, lenfoma, miyelom, aplastik anemi, myelodisplastik sendrom vb) tanı koymak için
  • Bir kan, lenf veya kemik iliği hastalığının evresini saptamak veya kötüleşip kötüleşmediğini ortaya koymak için
  • Bir kan, lenf veya kemik iliği hastalığının tedavisini gözlemek için
  • Kemik iliğindeki demir depolarını kontrol etmek için (Genelde çok tercih edilmez)

Kemik İliği Aspirasyon/Biyopsisinin Tanı ve Takipte Kullanıldığı Hastalıklar hangileridir?

  • Nedeni açıklanamayan, sebebi bilinmeyen/bulunamayan anemi
  • Antikor üreten hücrelerin (plazma hücreleri) hastalık ve kanserleri
  • Kemik İliği Yetmezlikleri (Aplastik anemi, myelodisplastik sendrom) ve kemik iliğinin aşırı üretim durumları (Myeloproliferatif hastalıklar)
  • Belli kan hücrelerinin çok az veya çoz fazla üretildiği (lökopeni, lökositoz, trombositopeni, trombositoz, pansitopeni ve polistemi) durumlar
  • Lösemi, lenfoma ve miyelom olarak bilinen kan ve kemik iliği kanserleri
  • Kemik iliği tutulumu gösteren organ kanserleri
  • Karaciğerde demir birikimi
  • Lizozom Depo hastalıkları
  • Kemik iliğini tuttuğu düşünülen bazı infeksiyon hastalıkları (Brucella infeksiyonu, AIDS vb)

Kemik İliği Aspirasyon/Biyopsisinin Komplikasyonları ve Riskleri Nelerdir?

Kemik iliği aspirasyon ve biyopsi işlemi genellikle büyük risk taşımaz. Komplikasyonlar genellikle çok nadir ve hafiftir. Bununla birlikte aşağıda saydığımız komplikasyonlar nadir de olsa oluşabilir:

  • Biyopsi yapılan bölgede uzun süren ağrı, hassasiyet
  • Kanama (özellikle trombosit denilen pıhtılaşma hücrelerinin sayısı düşük olan kişilerde)
  • Biyopsi yerinde infeksiyon, iltihap, akıntı
  • Biyopsi iğnesinin kemikte kırılması
  • Sakinleştiriciye bağlı olarak ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar, mide bulantısı veya kalp ritminde bozukluk

Eğer kanama bozukluğunuz veya biyopsi yapılması planlanan bölgede infeksiyon varsa ya da bu bölgeye daha önce radyasyon tedavisi gördüyseniz mutlaka doktorunuza bunları bildirmeniz gerekmektedir.

Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsisinin Ön Hazırlığı Var mı?

Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi çoğunlukla hastane yatışı ve herhangi özel bir hazırlık gerektirmez. Fakat, hastalar genelde işlem öncesi çok endişelenirler. Kemik iliği biyopsisi kısa süren bir işlemdir, öncelikle bunu hatırlatmak gerekir. Eğer tedirginseniz, doktorunuz ve ilgili sağlık ekibi ile mutlaka konuşmalısınız. Doktorunuz aspirasyon veya biyopsi öncesi anestezi ekibi ile birlikte sizi uyutarak acı çekmemenizi sağlayacak damardan bir ilaç vercektir.

Herhangi bir anestetiğe karşı alerjik reaksiyon göstermişseniz veya anesteziden sonra hastalandıysanız, mutlaka doktorunuza bunu söyleyin. Aynı şekilde; hamileyseniz, ilaç ve doğal veya yapay gıda takviyesi kullanıyorsanız bunları da doktorunuza bildirin.

Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsi İşlemini Kimler Yapabilir?

Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi bir hastanede, bir klinikte veya doktor muayenehanesinde yapılabilir. İşlemler, kan bozuklukları üzerine uzman olan bir doktor (hematoloji uzmanı – onkoloji uzmanı) tarafından yapılabilir.

Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsi İşlemi Ne kadar Sürer?

Kemik iliği aspirasyon ve biyopsi işlemi hazırlıkları ile birlikte yaklaşık 30-45 dk sürer. Eğer damardan uyutucu/sakinleştirici ilaç verilirse, hazırlık ve işlem sonrası bakım için biraz daha zaman gerekebilir.

Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsi İşleminden Hemen Önce Hangi Hazırlıklar Yapılır?

İşlem öncesi doktorunuz veya sağlık personeliniz tarafından tansiyonunuz ve nabzınız kontrol edilmelidir. Sadece lokal anestezi yapılabilir fakat ağrı çekmemeniz için uyutulmanız da gerekebilir.

İşlemden önce, iğnenin gireceği bölge antiseptik bir sıvı ile temizlenir. Kemik iliği sıvısı (aspirasyon) ve doku örneği (biyopsi) genellikle leğen kemiğinin (posterior iliak crest) arka kısmının tepe noktasından alınır.

Genellikle yüz üstü veya yan tarafınıza yatmanız istenir. Vücudunuz yalnızca biyopsi bölgesi görünecek şekilde steril örtülerle örtülür.

Kemik İliği Aspirasyon İşlemi Nasıl Yapılır?

Genellikle biyopsiden önce kemik iliği aspirasyonu yapılır. Biraz önce bahsettiğimiz bölgeden, işlemde kullanılacak iğne ile girilerek cilt ve ciltaltı yağlı dokular geçilerek önce kemiğe ulaşılır ve ilerletilerek iğne kemik iliği bölgesine yerleştirilir.

Biyopsinizi yapan hematoloji uzmanı veya onkoloji uzmanı iğneye bir enjektör (şırınga) ekleyerek, kemik iliğine ait sıvı kısımdan örnek alır. Aspirasyon yalnızca birkaç dakika sürer. Eğer ilik partikülü gelmediği anlaşılırsa işlem tekrarlanabilir. Hastalığınızın durumundan kaynaklanan nedenlerle bazen kemik iliği sıvısı enjektöre hiç çekilemeyebilir. Bu durumda sadece biyopsi alınır.

Kemik İliği Biyopsi İşlemi Nasıl Yapılır?

Hastalarımız tarafından bazen kemik iliği biyopsisi ile kemik biyopsisi karıştırılabilir. Halbuki, ikisi aynı şey değildir. Kemik biyopsisinde kemiğin kendisinden örnek alınırken, kemik iliği biyopsisinde, kemiğin içine girilerek kemik iliği dokusundan örnek alınır. Kemik iliği biyopsisi için daha büyük iğne kullanılır ve bu iğne ile katı kemik iliği dokusundan örneğin yeterli olabilmesi için en az 1.5 cm (1.5- 3.5 cm) bir parça alınır. Eğer uyutulmamışsanız, işlem sırasında acı veya itme ya da çekme duygusu hissedebilirsiniz. Aspirasyon gibi biyopsi de ancak birkaç dakika sürer.

İşlem Sonrası Bakım Nasıl Olmalı ve Nelere Dikkat Edilmelidir?

İşlem sonrası, kanama durana kadar hemşire veya ilgili sağlık personeli iğnenin girdiği yerin üzerine basınç uygulayarak, kanamanın daha çabuk durmasını sağlar. Fakat kanama genelde zaten çok fazla olmaz. Basınç uygulamasından sonra o bölge bandajla baskı yapılarak kapatılır.

Eğer lokal anestezi verildiyse, sırtüstü şekilde 5-10 dk yatarak biyopsi bölgesine basınç uygulamanız yeterlidir. Daha sonrasındaysa gidebilir ve başka bir rahatsızlığınız yoksa rutin işlerinize dönebilirsiniz.

Eğer uyutulduysanız tamamen uyanıncaya kadar müşahade odasına alınırsınız. Yer ve durumu hatırlayamama gibi hafif hafıza kaybı veya yavaş tepki verme durumu olabilir. Bu yüzden sizi eve götürecek bir kişinin yanınızda bulunması iyi olur. Bu etki bazen yaklaşık 1 gün sürebilir.

İşlem sonrası bazen bir hafta veya daha fazla süre ile biyopsi yerinde ağrı ve hassasiyet hissedebilirsiniz. Bu nedenle doktorunuz tarafından kanama yapmayacak bir ağrı kesici verilir. İşlemin yapıldığı bölgeye soğuk kompres uygulanırsa ağrı daha hızlı hafifletilebilir.

İşlem Sonrası Biyopsi Bölgesi Nasıl Korunmalıdır?

Bandaj 24 saat boyunca çıkarılmamalıdır. Bu süre içinde o bölgeyi ıslatmaktan kaçınmak için banyo yapmamanız veya herhangi bir şekilde su ile temas ettirmemeniz gerekir. 24 saat geçtikten sonra yara yerine bakılır, pansuman yapılır ve problem yoksa bandaj çıkarılır.

Ufak çapta kanama normaldir. Fakat eğer kanama, bandajı ıslatıyor ve doğrudan basınçla durmuyorsa doktorunuza bildirin. Yine, biyopsi bölgesinde; kötüleşen ağrı veya rahatsızlık, biyopsi işleminden sonra başlayan ateş, işlemin uygulandığı alanda şişme ve kızarıklık durumlarında vakit geçirmeden doktorunuzu aramanız gerekir.

Tetkik Sonucu Kaç Gün İçinde Belli Olur?

Kemik iliği örnekleri laboratuara gönderilir. Aspirasyon yayması genelde biyopsiyi yapan doktor (Hematoloji veya kemik iliği bakabilme tecrübesi olan Onkoloji Uzmanı) tarafından biyopsinin yapıldığı gün incelenerek sonuç verilir.Biyopsi sonucu ise gönderilen patoloji merkezinin deneyimi ve yoğunluğuna göre 5-10 gün süre içinde belli olur.
KAYNAK: www.mayoclinic.org

SEVİLEN DİZİ FİLM “KADIN”: BAHAR ÇEŞMELİ APLASTİK ANEMİ Mİ?

Çoğu kişinin ilgi ile takip ettiği  TV’de yayınlanan“KADIN” dizisi eşini kaybetmiş iki çocuklu genç bir kadının yani Bahar Çeşmeli’nin ayakta kalma mücadelesini anlatıyor. Annesi tarafından sekiz yaşındayken terkedilen Bahar, daha sonra babaannesini ve babasını da kaybetmiş ve hayatta yapayalnız olduğunu düşündüğü günlerde delicesine bir aşkla bağlandığı Sarp’la tanışmıştır. Birlikte geçirdikleri mutlu yılların ardından kocasını da kaybettiğinde Bahar’ı hayata bağlayan iki şey kalmıştır: Çocukları Nisan(7) ve Doruk(4). Onlarla elele verip hayatı bir oyuna, fakirliği eğlenceye, yokluğu neşeye çevirmeyi başarır. İnsanın yüzü güldüğünde kalbinin de onunla birlikte gülümseyeceğine inanır.

 

 

Özellikle kadın izleyici grubuna hitap eden ve Özge Özpirinçci’nin güzel bir oyunculuk çıkardığı dizide oyuncunun canlandırdığı Bahar Çeşmeli senaryo gereği bir hastalığa yakalandı. Halsizliği gelişen, diş eti kanaması olan ve zaman zaman zaman bayılan Bahar’ın hastalığını tüm izleyenler anlamaya çalıştı ve  sosyal medyada herkes hastalık hakkında çeşitli yorumlar yaptı, kanser olabileceği söylendi. Bahar’ın tanısı 26 Aralık 2017 tarihinde yayınlanan bölümde doktorun “Bahar Hanım kemik iliğiniz kan üretmiyor” repliği ile aydınlandı. Evet… Bahar’ın hastalığı kemik iliği yetmezliği hastalıklarından birisi: APLASTİK ANEMİ

Gelin şimdi Aplastik Anemi adı verilen hastalığa kısaca bir göz atalım.

APLASTİK ANEMİ

Kemik iliğinin yeteri kadar veya hiç yeni hücre üretememesi hastalığına aplastik anemi denir.

Aplastik terimi yeni dokular meydana getirebilme yeteneğinden yoksun olan, fonksiyonunu tam icra edemeyen manasına gelir ve burada kemik iliğinin fonksiyonunu tam olarak icra edememesine, kan hücresi üretememesine işaret eder. Anemi kan hücrelerinin sayısının normalden düşük olması durumudur. Aplastik anemi hastalarında kanın içinde bulunan üç  hücre grubunun da sayıları düşüktür.  Bunlar: eritrosit (alyuvar), lökosit (akyuvar=savaşçı hücreler) ve trombosit (pıhtılaşma hücreleri) hücreleridir.

Aplastik anemi yakınma ve belirtileri nelerdir?

  • Kansızlık nedeniyle yorgunluk, halsizlik ve solgunluk ön plandadır.
  • Trombositopeni (düşük trombosit sayımları – trombosit sayısının normalden düşük olması) nedeniyle, burun ve diş eti kanaması başta olmak üzere her türlü kanama ve berelenme olabilir.
  • Nötropeni (vücuttaki savaşcı hücre tiplerinden biri olan “nötrofil” sayısının normalden daha düşük olması) nedeni ile her türlü infeksiyon ve iltihap oluşabilir.

 

Aplastik aneminin tedavisi nedir?

Aplastik anemi tedavisi bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılır. Nötrofil ve trombosit sayısının çok düşük olduğu ağır aplastik anemi hastalarında mutlaka tedavi verilmelidir. Genç hastalar, uygun verici bulunursa hemen kök hücre nakline alınmalıdır.

Aplastik anemi hakkında detaylı bilgiye “Aplastik Anemi Hasta Bilgilendirme Kitapçığı” bölümünden ulaşabilirsiniz.

ARALIK 2017 FDA ONAYLARI

  • Hidroksiüre (Siklos, Addmedica): Orta ve şiddetli tekrar eden orak hücreli anemiye sahip 2 yaş ve üstü çocuk hastalarda ağrılı krizlerin sıklığını azaltmak ve kan transfüzyonu gereksinimini azaltma endikasyonu ile onay aldı (21 Aralık 2017)

Devamını Oku »

Wordpress Tema indir