Anasayfa » Etiket Arşivi: kansızlık

Etiket Arşivi: kansızlık

SERUM DEMİR TESTİ: YÜKSEK, DÜŞÜK VE NORMAL DEĞERLER

Bu yazıda, serum demir testinin hangi durumlarda istenmesi gerektiğini, kandaki normal demir aralıklarını ve demir seviyeleri çok yüksek veya çok düşük olan kişilerin tedavi seçeneklerini kısaca anlatmaya çalışacağız.

Kanda çok fazla veya çok az demir bulunması ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Hekiminiz, bir insanın kanında sağlıklı miktarda demir bulunmadığından şüpheleniyorsa, serum demir testi isteyebilir.

Bu yazıda, serum demir testinin hangi durumlarda istenmesi gerektiğini, kandaki normal demir aralıklarını ve demir seviyeleri çok yüksek veya çok düşük olan kişilerin tedavi seçeneklerini kısaca anlatmaya çalışacağız.

Serum demir testi nedir?

Serum demir testi, doktorların bir kişinin kanında ne kadar demir olduğunu belirlemesini sağlar.

Test için pıhtılaşma elementlerini ve kan hücrelerini bir kan numunesinden çıkarılmasından sonra kalan sıvı olan serum kullanır.

Testin öncelikli amacı, bir kişinin kanında anormal derecede yüksek veya düşük demir seviyelerinin olup olmadığını kontrol etmektir, bunların her ikisi de ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Serum demir testinin sonuçları, bireyin yaşadığı herhangi bir semptomun tanı ve tedavisine yardımcı olabilir. Tanı konulması amacıyla, aynı zamanda başka demir ile ilişkili serum testlerinin de yapılması gerekebilir.

Test öncesi ve sırasında hangi hazırlıklar yapılmalıdır?

Serum demir testi, minimal risk içeren nispeten basit bir testtir. Hazırlık aşamasında, testten önce 8 – 12 saat aç kalmak ve bu süre zarfında ilaç almaktan kaçınmak gerekebilir.

Bir doktor, hemşire veya flebotomist kişinin kolundan küçük bir kan örneği alır ve test için laboratuara gönderir. Çıkan sonuçlar doktor tarafından yorumlanır.

Serum demir testi ve yardımcı diğer testler

Test, serumdaki toplam demir seviyesini, bir desilitre kan başına mikrogram (mcg / dL) cinsinden ölçecektir.

Serum demir testine ek olarak, mutlaka serum transferrin seviyesine de bakılır. Transferrin, kandaki demirin taşınmasından sorumlu olan bir protein türüdür. Transferrin seviyeleri doktora kanda çok fazla mı yoksa çok az mı demir olduğunun tespitinde yardımcıdır. Transferrin için ölçüm birimi desilitre başına miligramdır (mg / dL).

Serum demir testi ile birlikte değerlendirilmesi gereken diğer bir test ise “toplam demir bağlama kapasitesi” (TDBK) adı verilen testtir. Bu test, transferinin kanda bağlanabileceği demir miktarını gösterir ve mcg/dL şeklinde ifade edilir.

Normal aralıklar

Sonuçlar, bir kişinin genel sağlığına bağlı olarak zaman içinde değişebilir. Tanımlanan normal seviyeler bir laboratuvardan diğerine değişme gösterebilir ancak tipik olarak aşağıdaki aralıklar dahilindedir:

TDBK: 262–474 mcg/dL

Toplam serum demiri: Kadınlarda 26–170 mcg/dL ve erkeklerde 76–198 mcg/dL

Transferrin doygunluğu (saturasyonu): 204–360 mg/dL

Anormal değerler

Serum demir testi ve diğer ilişkili testlerde düşük veya yüksek değerler görülebilir. Normal aralıklar kişilere ve laboratuvar referans aralıklarına göre değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle bir kişinin doktoru ile sonuçlarının ne anlama geldiğini konuşması gerekir.

Genel olarak konumak gerekirse, 26 mcg/dL’nin altında olması kadınlar için, 76 mcg/dL’nin altında olması erkekler için serum demir değerinin düşük olduğu anlamına gelir. Yine, serum demir değeri erkekler için 198 mcg/dL’nin, kadınlar için 170 mcg/dL’nin üzerinde ise yüksek olarak kabul edilir.

Serum demiri düşük kişilerde, demir eksikliğinden bahsedebilmek için TDBK testinde artış ve transferrin doygunluğunda azalmanın gösterilmesi gerekir.

Anormal sonuçların nedenleri

Çok yüksek veya çok düşük demir seviyeleri birkaç farklı sağlık sorununu gösterebilir.

Düşük seviyeler, bir kişinin diyetinde yeterince demir tüketmediğini veya vücudunun doğru şekilde demir işlemediğini gösterebilir. Kadınlar için yoğun adet kanamaları düşük demir seviyelerine katkıda bulunan en önemli nedenler arasındadır.

Düşük demir seviyelerinin diğer olası nedenleri arasında şunlar vardır:

  • Gastrointestinal sistemden (mide ve/veya bağırsaklardan) kan kaybı
  • Vücudun herhangi bir yerinden kan kaybı
  • Gebelik

Demir düzeyi çok yüksek olduğunda, bir kişinin çok fazla demir içeren yiyecekler tükettiğini gösterebilir. Yine, “hemokromatozis” adı verilen kalıtsal bir hastalıkta yüksek demir seviyeleri görülebilir.

Yüksek demir düzeyinin diğer nedenleri arasında şunları sayabiliriz:

  • Karaciğer sirozu, karaciğer yetmezliği ve hepatit dahil kronik karaciğer hastalığında oluşan doku hasarı burada depolanan demirin kana çıkmasına neden olur.
  • Demir zehirlenmesi (çok fazla demir takviyesi almaya bağlı)
  • Kırmızı kan hücrelerinin anormal parçalanması olarak tarif edilebilecek hemolitik anemi (Alyuvarlardaki demir kana çıkar
  • Sık kan transfüzyonu yapılması

Anormal demir düzeyleri nasıl düzeltilir?

Serum demir düzeyi ve diğer demir ilişkili testlerin yapılmasının ardından, doktorunuz demir seviyelerinizi düzeltebilmeniz için çeşitli yollar önerecektir.

Düşük demir düzeyine sahip kişilerin diyetlerinde değişiklik yapması veya demir takviyesi alması gerekebilir.

Öncelikli olarak bu kişilerin demir açısından zengin yiyecekleri yemeleri gerekebilir. Demir içeriği yüksek yiyecekleri kısaca şöyle sıralayabiliriz:

  • Dana karaciğeri
  • Kırmızı et
  • Koyu yeşil yapraklı sebzeler
  • Kepekli tahıllar
  • Baklagiller

Tam tersine, yüksek demir seviyesine sahip olan kişilerin diyetlerindeki demiri azaltmak gerekir. Bazı nadir durumlarda demir emilimi artırabilmesi nedeniyle C vitamini takviyesinden de kaçınmaları gerekebilir.

Bir kişinde kronik karaciğer hastalığı nedeniyle yüksek demir düzeyi varsa, alkol tüketmek gibi karaciğerde daha fazla hasar oluşturabilecek durumlardan özellikle bazı ilaçlardan kaçınması gerekebilir.

Demir düzeyi çok fazla olan kişilerde, kanda serbest halde dolaşan demir organ ve dokularda birikerek organ yetmezliğine neden olabilir. Bu nedenle, bu kişilerde fazla kan “flebotomi” adı verilen bir süreç ile alınarak demirin uzaklaştırılması sağlanabilir.

Aşırı demir yüklenmesinin nedenini belirlemek için doktorunuzun daha fazla test yapması gerekebilir. Altta yatan nedenin tam olarak aydınlatılması, demir seviyelerini azaltmak için gerekecek yöntemin daha net bir şekilde belirlenmesini ve dolayısı ile etkili bir şekilde tedavi edilmesini sağlayacaktır.

Prof. Dr. H. İsmail Sarı

İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı

Referans

  1. Tietz textbook of Clinical Chemistry and Molecular Diagnostics. Edited by N Rıfai, AR Horvath, CT Wittwer. Elsevier, 2018.

APLASTİK ANEMİ

Aplastik anemi, kemik iliği yeterince yeni kan hücresi üretmeyi bıraktığında ortaya çıkan kemik iliğinin bir hastalığıdır. Kemik iliği, kemiklerin içinde sünger benzeri bir doku olup kırmızı kan hücrelerine (alyuvar=eritrosit), beyaz kan hücrelerine (akyuvar=lökosit) ve trombositlere (pıhtılaşma hücreleri) dönüşen kök hücreleri oluşturur. Aplastik anemisi olan kişilerde kemik iliği kök hücreleri hasar görür. Kemiğin yaptığı kan hücreleri normaldir, ancak bunlar yeterli miktarda değildir.

Devamını Oku »

KANSIZLIĞIN AZ BİLİNEN BİR NEDENİ: MYELODİSPLASTİK SENDROM (MDS)

“Myelodisplastik Sendrom” kısa adı ile “MDS” halk arasında “kemik iliği tembelliği” olarak ifade edilen tıp literatüründe “kemik iliği yetmezliği hastalıkları” olarak bilinen hastalık grubu içerisinde yer alır. MDS’de sorun kemik iliği hücrelerindedir. Bu hücrelerin yapısı bozuktur ve düzgün çalışmazlar. Hastalığın en önemli yönü ise “akut lösemi” olarak bildiğimiz hızlı başlangıçlı ve hızlı seyirli lösemilere dönüşebilme özelliğinin olmasıdır.

Devamını Oku »

KADINLARDA KANSIZLIK PIHTILAŞMA BOZUKLUĞUNUN HABERCİSİ OLABİLİR!

KADINLARDA KANSIZLIK PIHTILAŞMA BOZUKLUĞUNUN HABERCİSİ OLABİLİR!

“Yapılan araştırmalar aşırı adet kanaması nedeni ile hekime başvuran hastaların %14’ünde bir pıhtılaşma bozukluğu olduğunu göstermiştir. Bu bozukluk kanda trombosit denilen pıhtılaşma hücrelerinin düşüklüğüne ya da işlev bozukluğuna bağlı olabileceği gibi, kanın pıhtılaşmasını sağlayan bazı proteinlerin eksikliğine bağlı da olabilir.”

 

Kansızlık nedir?

Dünya sağlık örgütü kriterlerine göre kanda hemoglobin (alyuvarlar içinde oksijen taşıyan protein) düzeyinin erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda 12 g/dL altında olmasına kansızlık (anemi) adı verilir.

En sık kansızlık nedeni hangisidir?

Yine Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 30’unu etkileyen demir eksikliğine bağlı kansızlık (demir eksikliği anemisi) bugün için kansızlığın en sık görülen nedenidir. Demir eksikliği anemisi bir hastalık olmayıp, altta yatan başka bir hastalığa bağlı görülen laboratuvar bulgusudur. Bu durumun doğru tedavisi için öncelikle doğru teşhis konması ve altta yatan hastalığın aydınlatılması gerekir.

Demir eksikliği kadınlarda niçin sık görülüyor?

Demir eksikliği genellikle kan kaybına, beslenme bozukluğuna veya besinlerle alınan demirin emilmesinde görülen bozukluklara bağlıdır. Demir eksikliği riski en fazla olanlar; bebekler, küçük çocuklar, kadınlar ve kronik hastalığa sahip kişilerdir.

Demir eksikliğine bağlı kansızlık özellikle kadınlarda erkeklere göre daha sık (5-10 kat) görülür. Çünkü kadınlar demir depoları açısından daha şansızdır. Bunun en önemli nedeni ise her ay düzenli olarak tekrarlanan adet kanamaları nedeniyle kaybedilen kan ve demir miktarının vücut tarafından yerine konulamamasıdır. Yine doğum sırasındaki kan kaybına bağlı ve gebelik aralıklarının sık olması ve bu sebeple demir ihtiyacının artması nedeniyle demir eksikliği gelişebilir.

Aşırı adet kanamaları pıhtılaşma bozukluğuna bağlı olabilir mi?

Toplumdaki 10 kadından birinde aşırı adet kanamaları görülür. Bir haftadan uzun süren, pıhtı içeren ve genelde bu süre içinde 10 taneden fazla ped kullanımının olduğu kanamalar için aşırı adet kanaması tanımını kullanabiliriz.

Hormonal bozukluklara, spiral kullanımına, rahim içindeki “miyom” adı verilen iyi huylu kitlelere bağlı olabilir. Bu nedenle bu durumdaki bir hastanın öncelikle bir kadın doğum uzmanına yönlendirilmesi uygun olur. Jinekolojik muayenesinde problem saptanmayan ve bahsettiğimiz nedenlere bağlı kanaması olmayan hastalarda ise mutlaka pıhtılaşma bozuklukları açısından hastanın taranması gerekir.

Yapılan araştırmalar aşırı adet kanaması nedeni ile hekime başvuran hastaların %14’ünde bir pıhtılaşma bozukluğu olduğunu göstermiştir. Bu bozukluk kanda trombosit denilen pıhtılaşma hücrelerinin düşüklüğüne ya da işlev bozukluğuna bağlı olabileceği gibi, kanın pıhtılaşmasını sağlayan bazı proteinlerin eksikliğine bağlı da olabilir.

Pıhtılaşma faktörü eksikliği veya trombosit işlev bozukluğuna bağlı aşırı adet kanaması olan hastalarda adet döneminde kullanılan bazı ilaçlar ile kanama miktarı azaltılarak demir eksikliğinin oluşması ya da tekrarlaması önlenebilir.

Sağlık ve umutla kalın.

Prof. Dr. H. İsmail Sarı

İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı

GASTRİK BYPASS AMELİYATI: KANSIZLIK RİSKİ İÇİN TAKVİYE GEREKLİ Mİ?

“Stanford Üniversitesinde yapılan araştırmada 10 yıl boyunca obesite için gastrik bypass ameliyatı olan hastalar tarandı. Ameliyat öncesi hastaların sadece %20’sinde kansızlık mevcut iken, yıllar içinde bu oranın artarak %47 seviyesine yükseldiği görüldü.”

Roux-en-Y Gastric Bypass (mide baypası) obezite cerrahisinin “altın standart” ameliyatı olarak uzun yıllardır uygulanmaktadır. Mineral ve vitamin eksiklikleri en sık görülen yan etkilerdir. Uzun dönemde anemi riskinin olup olmadığı, anemi için ek takviye gerekip gerekmediği tartışma ve merak konusu olmuştur.

Bu konudaki klinik araştırma ünlü bir cerrahi tıp dergisi olan “JAMA Surgery” dergisinde yayınlandı. Stanford Üniversitesinde yapılan araştırmada 10 yıl boyunca obesite için gastrik bypass ameliyatı olan hastalar tarandı. Ameliyat öncesi hastaların sadece %20’sinde kansızlık mevcut iken, yıllar içinde bu oranın artarak %47 seviyesine yükseldiği görüldü.

10 yılın sonunda anemi nedenleri gözden geçirildiğinde, başlıca anemi nedenlerinin demir, vitamin B12 ve folat eksikliğine bağlı olduğu belirlendi. Nadir olarak bakır, vitamin A ve selenyum eksikliği ve ameliyat yerinde oluşan ülserlerden kanama da nadir olan diğer kansızlık nedenleri olarak saptandı. Araştırmayı yapan bilim adamları, gastrik bypass sonrası gelişen aneminin düzeltilmesi için, hastaların yakın takip edilerek anemiye neden olan vitamin ve mineral eksikliğinin tesbit edilmesini ve buna göre takviye verilmesinin önemli olduğunu özellikle belirtiyorlar.

 

Sağlık ve umutla kalın…

Prof. Dr. H. İsmail SARI

POLİSİTEMİ: KAN FAZLALIĞI KANSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR!

Halsizlik, baş dönmesi, çok uyuma, kulak çınlaması gibi belirtiler başgösterdiğinde ilk akla gelen durum kansızlık yani anemidir. Hâlbuki aynı belirtiler “polisitemi” olarak bilinen kan fazlalığında da meydana gelebilir. Bu yazımızda, vücuttaki oksijen miktarının düşüklüğünden kansere kadar birçok nedeni olan polisitemiye bir göz atalım istedik.

Polisitemi nedir?

Kemik iliğinde kırmızı kan hücrelerinin aşırı üretimi sonucunda, kanda kırmızı küre sayısının artması polisitemi olarak adlandırılır.

Bir kişide laboratuvar testleri ile polisitemi saptandığında yapılması gereken iş bu polisitemi tablosunun gerçek mi yoksa göreceli mi olduğuna karar vermektir. Vücutta aşırı sıvı kaybı yapan durumlar (kusma, ishal gibi) göreceli polisitemi nedenleri arasındadır. Fakat bu durumlarda polisitemi genelde ileri düzeylerde olmaz. Polisitemi kanın şekilli elemanlarının kan içinde oranını gösteren hematokrit düzeyi ile saptanabilir. Erkeklerde hematokritin %60, kadınlarda %56’nın üzerinde olması gerçek polisitemiyi gösterir. Gerçek polisitemi olduğu kanıtlanan kişilerde bunun kemik iliği kaynaklı mı (primer), yoksa başka nedenlere mi bağlı olduğu (sekonder) araştırılmalıdır.

Polisitemi nedenleri nelerdir?

Primer polisitemi nedenleri (Polisitemi Vera)

Kemik iliğinde alyuvarların başka bir nedenden bağımsız olarak aşırı yapılması ile kendini gösteren bir hastalıktır. Tetkiklerde, alyuvar artışına ek olarak akyuvar (lökosit) artışı, pıhtılaşma hücrelerinin (trombosit) artışı görülebilir. Muayene sırasında veya ultrason yapıldığında dalak büyüklüğü saptanabilir. Bu hastalığın oluşmasında JAK2 adı verilen bir genin bozukluğu sorumlu tutulmaktadır. Polisitemi Vera hasta bilgilendirme kitapçığında bu hastalığın teşhis ve tedavisiyle ilgili detaylı bilgi verilecektir.

Sekonder (Kemik iliğindeki aşırı üretim dışındaki) nedenler

  1. Kanda oksijen basıncının düşmesine bağlı böbreklerden salınan Eritropoetin isimli kan yapımında görevi de olan bir hormona bağlı alyuvar sayısının artışı ile giden durumlar: Yüksek rakımda yaşamak, bazı kalp ve akciğer hastalıkları ile obesite bunlar arasında sayılabilir.
  2. Androjen hormonu içeren ilaç kullanma (Genelde vücut geliştirme sporu yapan kişilerde)
  3. Eritropoetin hormonu salgılayan çeşitli tümörler
  4. Ailesel
  5. Böbrek nakli sonrası

Polisitemi hastasında hangi belirtiler izlenir?

Aşırı kan yapımı ve kanın akışkanlığının bozulması nedeniyle baş ağrısı, baş dönmesi, başta dolgunluk hissi, kulak çınlaması ve göğüs (kalp) ağrısı görülebilir. Hastalarda özellikle sıcak banyodan sonra kaşıntı oluşur. Eklem ağrıları olabilir. Hastaların önemli bir kısmında pıhtılaşma eğilimi arttığı için damar tıkanıklığı oluşabilir. Bazı hastalarda ise kanama eğilimi nedeniyle diş eti, burun, mide ve cilt kanamaları izlenebilir. Hastalarda alyuvar artışına bağlı olarak kırmızı yüz görünümü vardır.  Dalak büyüklüğü ve karaciğer büyüklüğü saptanabilir. Tansiyon yüksekliği diğer bir bulgudur.

Tedavi

Polisitemi tedavisindeki temel yaklaşım kan düzeyinin normal seviyeye getirilerek kanın akışkanlığının düzeltilmesidir. Bu amaçla “flebotomi” adı verilen yöntemle hastadan aynı kan bağışında olduğu gibi belirli aralıklarla kan alınır. Alınan bu kan başkasında kullanılmaz. Kan sulandırıcı olarak aspirin verilir. Polisitemi vera tedavisinde hastanın riskine göre kullanabilen ve kan değerlerini düşürmeyi sağlayan başka ilaçlar (hidroksiüre, interferon, ruxolitinib gibi) da bulunmaktadır.

KAYNAK: https://www.mayoclinic.org

İHMAL EDİLEN ÖNEMLİ BİR SORUN: KANSIZLIK

Kana kırmızı rengini veren ve dokulara oksijen taşıyan alyuvarların içinde bulunan hemoglobin adlı proteindir. Bu proteinin yapı taşı ise demirdir. Sağlıklı bir kişinin kanında yaklaşık 12-16,5 gram/desilitre hemoglobin bulunur. Dünya sağlık örgütü kriterlerine göre erkeklerde hemoglobinin 13 g/dL, kadınlarda ise 12 g/dL altında olmasına anemi yani kansızlık denir.

Kansızlık dünyada sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Dünya nüfusunun yaklaşık %30’a yakını kansızlıktan muzdarip durumdadır. Kansızlığa en sık neden olan durumlar ise demir ve B12 vitamin eksiklikleridir.

Devamını Oku »

Wordpress Tema indir