Anasayfa » Etiket Arşivi: miyelom tedavisi

Etiket Arşivi: miyelom tedavisi

MULTİPLE MİYELOM: AŞİKAR HALE GELMEDEN YOK EDİLEBİLİR Mİ?

ABD’nin Orlando kentinde devam eden ASH (American Society of Hematoloji) kongresinde Multiple Miyelomun aşikar hale gelmeden önceki formları olan MGUS (Monoclonal gammapati of Unknown Significance = Önemi Bilinmeyen gammapati) ve Smoldering Myelom (İçin için yanan miyelom anlamında kullanılır) hastalıklarında yapılacak erken tedavinin miyelom hastalığının aşikar hale gelmeden, başka bir ifade ile henüz oluşmadan yok edilebileceğine dair önemli bir umut sağladığına yönelik bir çalışma yayınlandı. Bu çalışmanın özet bilgilerini sizin için derledik.

GİRİŞ: Daratumumab (DARA), yeni tanı ve relaps multipl miyelom (MM) hastalarında FDA tarafından onaylanmış bir anti-CD38 monoklonal antikordur. Bu çalışma, yüksek riskli MGUS (YR-MGUS – önemi bilinmeyen gammapati) veya düşük riskli SMM (DRMM- Smoldering myelom) hastalarında DARA ile erken tedavi girişiminin, derin tümör yanıtı elde ederek tümör klonunun ortadan kaldırılmasına yol açacağı ve dolayısıyla MM’ye ilerlemesinin durdurabileceği varsayımı üzerine gerçekleştirildi. Çalışma, YR-MGUS ve DR-SMM hastalarında DARA kullanımının etkinliğini ve güvenliğini değerlendiren tek kollu, bir faz II çalışmadır.

YÖNTEMLER: Çalışmaya katılan hastalar için aşağıdaki uygunluk kriterleri arandı: 1) YR-MGUS tanımının karşılanabilmesi için kemik iliği plazma hücrelerinin <%10 ve M proteininin <3 g/dL olması ve aşağıdaki 3 kriterden en az 2 tanesinin bulunması: Anormal serum serbest hafif zincir oranı ( SFLC) <0.26 veya> 1.65, M proteini ≥ 1.5 g/dL veya IgG dışı M proteininin saptanması veya 2) Aşağıdaki 3 kriterden birine sahip olan DR-SMM: M proteini ≥3g / dL, ≥10 kemik iliği plazma hücreleri, serum hafif zincir (Serum Free Light Chain=SFLC) oranı <0.125 veya > 8 olması. DARA (16mg / kg) ilk iki siklus için her hafta, 3-6. sikluslarda 2 haftada bir ve 7-20. sikluslarda ayda bir olmak üzere intravenöz olarak uygulandı. Bu çalışmanın temel amacı, 20 döngü DARA sonrası VGPR (Çok iyi kısmi remisyon) veya daha iyi yanıt elde edilen hastaların oranını belirlemekti. İkincil hedefler arasında VGPR veya daha iyi yanıt elde edilen hastalarda yanıt süresi, ilaç güvenliği ve MRD (Minimal rezidüel hastalık) negatifliği oranlarını saptamak yer aldı. Korelatif çalışmalarda ise, immün mikro-çevrede meydana gelen değişikliklerin değerlendirilmesi, derin sekanslama kullanarak klonal heterojenitenin değerlendirilmesi ile tedaviye yanıt veya hastalığın ilerleyişiyle ilişkili genomik sapmaların ilişkisi değerlendirilmesi amaçlandı.

BULGULAR: Bu çalışmaya Ocak 2018 – Haziran 2019 tarihleri ​​arasında beş merkezin katılımıyla toplam 31 hasta alındı. Kayıtlı tüm hastaların ortanca yaşı 59 (41-76), 16’sı erkek (% 52) ve 15’i kadın (% 48) idi. Çalışmaya katılan hastaların çoğunluğu DR-SMM (n = 29;% 94) ve geri kalan 2 hasta YR-MGUS (% 6) olarak tanı aldı. Yirmi sekiz hastada tedaviye başlandı ve toksisite değerlendirmesine dâhil edildi. Onbeş hasta en az 6 siklus DARA aldı (1-19 arası). Grade 3 toksisite nadirdi ve sadece diyare (n = 1) ve grip benzeri semptomlar (n = 1) dahil olmak üzere 2/28 hastada yaşandı. Herhangi bir derecede izlenen en yaygın toksisiteler; yorgunluk (n = 13/28, %46), öksürük (n = 11/28, %39), burun tıkanıklığı (n = 10/28, %36), baş ağrısı (n = 8/28, %29), hipertansiyon (n = 8/28, %29), bulantı (n = 8/28, %29) ve beyaz kan hücresi azalması (n = 8/28, % 29) idi. Çalışma sonunda tüm hastaların tedaviye devam ettiği ve hiçbirinin toksisite nedeniyle tedaviyi bırakmadığı görüldü. En iyi toplam yanıtlar değerlendirildiğinde; tam yanıt (CR) (n = 1,% 3), çok iyi parsiyel yanıt (VGPR) (n = 3,% 11), parsiyel yanıt (PR) (n = 9,% 32, onaylanmamış 2), minör yanıt (MR) (n = 10,% 36), stabil hastalık (SD) (n= 5,% 18) idi. Progresif hastalık izlenmedi.. Hastaların% 82’sinde (23/28) minimal veya daha iyi yanıt,% 46’sında (13/28) PR veya daha iyi yanıt gözlendi. En az 6 siklus ilaç alan 15 hastada yanıt oranları ise aşağıdaki gibi saptandı: MR veya daha iyi yanıt % 93 (14/15), PR veya daha iyi yanıt% 73 (11/15) ve VGPR veya daha iyi yanıt % 20 (3/15). Çok iyi yanıta ortanca ulaşma süresi 3.2 aydı. Ortanca toplam sağkalım ve progresyonsuz sağkalıma ulaşılmamıştır. Şimdiye kadar hiçbir hastada MM’ye ilerleme izlenmemiştir.

SONUÇ: DARA, YR-MGUS ve DR-SMM hastalarında çok iyi tolere edilir. Yanıtlar hastaların çoğunda görülür ve MM’ye ilerleme kaydedildiği gözlemlenmemiştir. Bu miyelom öncesi kabul edilen hasta grubuna erken tedavi girişimi umut verici görünmektedir.

REFERANS: Omar Nadeem et al. A Phase II Study of Daratumumab in Patients with High-Risk MGUS and Low-Risk Smoldering Multiple Myeloma: First Report of Efficacy and Safety. Abstract 1898, ASH 2019, Orlando.

MULTİPL MİYELOM: HASTALIĞIM KAÇINCI EVREDE?

Miyelom nedir?

Multipl miyelom, kemik iliğinde yapılan plazma hücreleri adı verilen hücrelerde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Plazma hücreleri, bağışıklık sisteminde önemli bir rol oynar ve yabancı mikroplarla savaşmak için gerekli antikorları üretir.  Plazma hücreleri anormalleşerek kanser hücresi haline geldiklerinde ve kontrol dışına çıktıklarında, bu hastalığa multipl miyelom adı verilir (Resim 1).

Resim 1. Anormal hale gelmiş plazma hücreleri yani ” miyelom hücreleri” izleniyor.

Miyelom hastalığı bulunan hastalarımız ve yakınlarının en sık sorduğu sorulardan bir tanesi hastalığın kaçıncı evresinde oldukları ve bu hastalıkta evreleme işleminin nasıl yapıldığı konusudur.

Bugün için miyelom hastalığında bilinen 3 evreleme sistemi vardır. Bunlar

  1. Durie-Salmon Evreleme Sistemi
  2. Uluslararası Evreleme Sistemi (International Staging System=ISS)
  3. Revize edilmiş Uluslararası Evreleme Sistemi (Revised International Staging System=R-ISS)

DURIE – SALMON EVRELEME SİSTEMİ

Kan değerimizi gösteren “hemoglobin düzeyi”, hastalığın kemiklere verdiği hasar nedeniyle yükselen “kalsiyum seviyesi”, miyelom hücrelerinin ürettiği “anormal proteinlerin kandaki ve idrardaki miktarı”, kemik lezyonlarının ve kemik erimesinin olup olmaması ve böbrek fonksiyonlarının bir göstergesi olan “kreatinin düzeyi” evreleme için gereklidir.

Evre 1

Aşağıda sayılan tüm kriterlerin hastada olması gerekir:

  • Kan düzeyini gösteren hemoglobin seviyesi 10.5 g/dL’nin üstündedir.
  • Kemik hasarına bağlı olarak yükselen kandaki kalsiyum düzeyi normal sınırlar içerisindedir.
  • Kemik filmlerinde tek bir kemik hasarı görülür veya hiç görülmez.
  • Miyelom hücrelerinin ürettiği anormal proteinler olan immungolulin G (IgG immungolulin A (IgA) antikorlarının kandaki immungolulin G (IgG) için 5 g/dL ve immungolulin A (IgA) için 3 g/dL’nin altındadır.
  • Bence-Jones proteini olarak adlandırılan idrarda saptanan anormal proteinlerin idrardan 24 saatlik atılımının 4 g/dL’nin altındadır.

Başka bir ifade ile “hastalığın tümör yükü düşüktür”

Evre 2

Evre 1 ve 3’e uymayan kriterler Evre 2 olarak evrelendirilir.

Başka bir ifade ile “hastalığın tümör yükü orta derecededir”

Evre 3

Aşağıda sayılan kriterlerden en az bir tanesinin hastada olması gerekir:

  • Kan düzeyini gösteren hemoglobin seviyesi 8.5 g/dL veya altındadır.
  • Kandaki kalsiyum düzeyi 12 mg/dL’nin üzerindedir.
  • Kemik filmlerinde üç veya daha fazla alanda kemik hasarı saptanır.
  • Miyelom hücrelerinin ürettiği anormal proteinler olan immungolulin G (IgG immungolulin A (IgA) antikorlarının kandaki immungolulin G (IgG) için 7 g/dL ve immungolulin A (IgA) için 5 g/dL’nin üstündedir.
  • Bence-Jones proteini olarak adlandırılan idrarda saptanan anormal proteinlerin idrardan 24 saatlik atılımının 12 g/dL’nin üstündedir.

Başka bir ifade ile “hastalığın tümör yükü yüksektir”

Böbrek fonksiyonlarını gösteren kan kreatinin düzeyi 2 mg/dL’nin altında ise evrenin yanına A harfi, 2 mg/dL’nin üstünde ise evrenin yanına B harfi eklenir.

Durie – Salmon Evreleme sistemine bir örnek verelim:

Soru

73 yaşında erkek hastaya tetkikler neticesinde multipl miyelom tanısı konulmuş. Miyelom hücrerinin ürettiği anormal IgG yapısındaki antikorların miktarı 4.3 g/dL, Hb düzeyi 10.8 g/dL, kan kalsiyum düzeyi 9.2 mg/dL, idrardaki bence – jones protein miktarı 24 saatte 3.4 g/dL saptanmış ve kemik grafilerinde herhangi bir kemik hasarı bulunmamıştır. Kreatinin düzeyi 1.6 mg/dL olan hastanın evresi kaçtır.

Yanıt

Evre 1’e ait tüm kriterlerin olması ve kreatinin düzeyinin 2 mg/dL altında olması nedeni ile bu hastanın evresi Evre 1’dir.

Öte yandan Durie – Salmon evreleme sisteminin artık kullanılmadığını, şu an için uluslararası evreleme sistemi ve bunun revize edilmiş halinin daha çok kullanıldığını da belirtmemiz gerekir.

ULUSLARARASI EVRELEME SİSTEMİ

Uluslarası evreleme sistemindeki evrelemede hastalığın tümör yükünü gösteren iki biyokimyasal parametreden yararlanılır. Bunlar beta-2 mikroglobulin ve albumindir.

Evre 1

  • Beta-2 mikroglobulin 3.5 mg/dL’nin altındadır.
  • Albumin düzeyi 3.5 g/dL’nin üstündedir.

Başka bir ifade ile “hastalığın tümör yükü düşüktür”

Evre 2

Evre 1 ve 3’e uymayan değerler Evre 2 olarak evrelendirilir.

Başka bir ifade ile “hastalığın tümör yükü orta derecededir”

Evre 3

  • Beta-2 mikroglobulin 5.5 mg/dL’nin üstündedir.

Başka bir ifade ile “hastalığın tümör yükü yüksektir”

REVİZE EDİLMİŞ ULUSLARARASI EVRELEME SİSTEMİ

Bu evreleme sisteminde uluslararası evreleme sistemine ek olarak hastalığın genetik risk faktörleri ve kandaki tümör yükünü gösteren diğer bir gösterge olan LDH düzeyi ilave edilmiştir.

Evre 1

  • Beta-2 mikroglobulin 3.5 mg/dL’nin altındadır.
  • Albumin düzeyi 3.5 g/dL’nin üstündedir.
  • Serum LDH düzeyi laboratuvarın normal değerleri arasındadır.
  • Ya yüksek risk olarak tarif edilen genetik bozukluklar dışında genetik bozukluklar mevcuttur ya da hiç genetik bozukluk saptanmamıştır.

Evre 2

Evre 1 ve 3’e uymayan kriterler Evre 2 olarak evrelendirilir.

Evre 3

  • Beta-2 mikroglobulin 5.5 mg/dL’nin üstündedir.
  • Serum LDH düzeyi normalden yüksektir.
  • Yüksek risk olarak tarif edilen genetik bozukluklar mevcuttur.

Hastalığın evresinin tedaviye başlama ve hangi tedavinin seçileceği konusunda bir etkisi var mıdır?

Multipl miyelom daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi yavaş seyirli ve sinsi bir hastalıktır. Hastalığın henüz multipl miyelom haline gelmemiş hali MGUS (İngilizce “Monoklonal Gammapati of Unknown Significance” isminin baş harflerinin kısaltılmış hali) olarak bilinen ve Türkçeye “Anlamı Bilinmeyen Monoklonal Gammapati” olarak çevrilen durumdur. Bu aşamada plazma hücreleri normal halinden kanserli hücre aşamasına dönmüş ama hem kemik iliğindeki oranı %10’un altında hem de ürettikleri proteinler miyelomun etkilerini oluşturacak kadar fazla değildir. Bu durum genellikle ilerleyicidir ve hastalar miyelom formuna dönüşür.

Miyelom hastalığına dönüştükten sonraki ilk hali smoldering miyelom (smoldering İngilizcede “için için yanan” demektir) yani henüz multipl miyeloma ait semptomların görülmediği (asemptomatik) formudur. Bu aşamada miyelom hücrelerinin kemik iliğindeki oranı 10 – 59 arasında değişmektedir. Bu hücrelerin ürettiği anormal proteinler kanda 3 g/dL’nin üstündedir. İdrarda 24 saatlik anormal protein miktarı 500 mg/dL’nin üstündedir. Fakat görüntüleme yöntemlerinde herhangi bir kemik hasarı yoktur ve miyeloma ait organ hasarını gösterecek laboratuvar değerleri tedavi gerektirecek aşamaya gelmemiştir.

Son aşama semptomatik multipl miyelom dediğimiz aşamadır. Kemik iliğinde miyelom hücresi oranı %10’un üzerinde veya kemik iliği dışında biyopsi ile tanı konmuş “Plazmositom” adını verdiğimiz miyelom hücrelerinin oluşturduğu bir tümöral kitle mevcuttur. Bunlara ilaveten aşağıda belirtilen kriterlerden bir tanesinin olması hastalığın semptomatik miyelom olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini gösterir. Bu kriterler:

  • Kemik hasarının laboratuvar göstergesi olan kan kalsiyum seviyesinin 11 g/dL üzerinde olması
  • Böbrek fonksiyonlarını gösteren kreatinin seviyesinin 2 mg/dL üzerinde olması
  • Kan değerimizi gösteren hemoglobin seviyesinin 10 g/dL atında olması
  • Görüntüleme yöntemlerinde bir veya daha fazla kemik hasarının gösterilmesi
  • Miyelom hücre oranının kemik iliğinde %60 veya üzerinde olması
  • Anormal proteinlerin “hafif zincir kısmı” olarak tarif edilen kappa ve lammbda protein oranının 100 ve üzerinde olması
  • MR görüntülemesinde 5 mm’den büyük 2 veya daha fazla kemik hasarının gösterilmesidir.

Hastada, sayılan bu kriterler var ise tedavi geciktirilmeden başlanmalıdır. Bu kriterler incelendiğinde hastalık evresinin kriterler içinde yer almadığı görülebilir. Bununla birlikte Durie – Salmon evrelemesinin 3. Aşamasında bulunan hastaların büyük çoğunluğunun da tedavi edilme kriterlerini karşıladığı görülecektir.

Hastalık evresinin seçilecek tedavi üzerine birebir etkisi olmadığı düşünülebilir. Fakat özellikle revize edilmiş uluslararası evreleme sistemine eklenen genetik bozuklukların niteliği ve hastalığın tümör yükü hem tedaviyi hem de hastalığın gidişatını doğrudan etkilemektedir.

Prof. Dr. H. İsmail Sarı

İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı

Kaynaklar

  1. Brigle K, Rogers B. Pathobiology and Diagnosis of Multiple Myeloma. Semin Oncol Nurs 2017;33(3):225-236.
  2. Krishnan A. How to Think About Risk in Myeloma. Clin Lymphoma Myeloma Leuk 2016;16 Suppl:S135-8.
  3. Rajkumar SV. Updated Diagnostic Criteria and Staging System for Multiple Myeloma. Am Soc Clin Oncol Educ Book 2016;35:e418-23.

MİYELOM TEDAVİSİNDE YENİ GELİŞME

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), relaps refrakter multipl miyelomlu (RRMM) yetişkin hastaların tedavisi için, en az dört tedavi almış ve hastalığı en az iki proteazom inhibitörü, en az iki immünomodülatör ajan ve bir anti-CD38 monoklonal antikoru dahil olmak üzere diğer birkaç tedavi formuna dirençli olan yetişkin hastaların tedavisinde ağızdan alınan selinexor tabletlere hızlandırılmış onay vermiştir.

İlacın etki mekanizmasının XPO1 adı verilen taşıyıcı bir proteinin baskılanarak tümör oluşumunu engelleyen proteinlerde çekirdek içinde artma ve kanser yapan proteinlerde ise azalma sağlanması şeklinde olduğu belirtiliyor.

Multipl miyelom, plazma hücrelerinde başlayan (antikor üreten beyaz kan hücreleri) kanserdir ve ayrıca “plazma hücreli miyelom” olarak da adlandırılabilir. Anormal plazma hücreleri kemik iliğinde çoğalır ve vücudun birçok kemiğinde tümörler oluşturur. Daha fazla antikor yapıldığı için kanın durağanlaşmasına neden olabilir ve kemik iliğinin yeteri kadar sağlıklı kan hücreleri yapmasını engelleyebilir. Multipl miyelomun kesin nedenleri bilinmemektedir, ancak yaşlı bireylerde daha fazla görülür.

Deksametazon ile kombinasyon halinde Selinexor ile tedavi edilen RRMM’li 83 hastada etkinlik değerlendirilmiş ve çalışmanın sonunda, toplam cevap oranı % 25.3 olarak ölçülmüştür. İlaç tedavisine verilen ortanca yanıt süresi 3.8 ay olarak saptanmıştır.

Selinexor tabletlerini deksametazon ile birlikte alan hastaların ortak yan etkileri arasında düşük beyaz kan hücresi sayısı (lökopeni), bir tür beyaz kan hücresi olan nötrofil sayısının düşmesi (nötropeni), düşük trombosit sayısı (trombositopeni) ve kansızlık anemi) sayılabilir. Hastalarda tedavi sırasında ayrıca kusma, bulantı, yorgunluk, ishal, ateş, iştah ve kilo kaybı, kabızlık, üst solunum yolu enfeksiyonları ve düşük kan sodyum düzeyleri (hiponatremi) olabileceği de bildirilmiştir.

 Miyelom hastalığında selinexor tedavisini detaylı açıklayan çalışmaya linki tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sağlık ve umutla kalın…

Prof. Dr. H. İsmail SARI
İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı

Referans
https://www.fda.gov/news-events/press-announcements/fda-approves-new-treatment-refractory-multiple-myeloma

MİYELOM SİNSİ BİR HASTALIKTIR!

Multipl Miyelom nedir?

Multipl miyelom, kemik iliğinde yapılan plazma hücreleri adı verilen hücrelerde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Plazma hücreleri, bağışıklık sisteminde önemli bir rol oynar ve yabancı mikroplarla savaşmak için gerekli antikorları üretir.  Plazma hücreleri anormalleşerek kanser hücresi haline geldiklerinde ve kontrol dışına çıktıklarında, bu hastalığa multipl miyelom adı verilir (Resim 1). Bir tek plazma hücresi kanserleşir, çoğalır ve miyelom hücrelerini oluşturur.  Miyelom hücreleri birçok farklı isimle bilinen anormal proteinler (antikor) yapar. Hücrelerin kanserleşmesi ve tüm kemik iliğini işgal eder düzeye gelmesi oldukça zaman aldığı ve bu dönemde genellikle herhangi bir bulgu görülmediği için sinsi bir hastalık olarak bilinir.

Resim 1: Multiple Myelom hastasının kemik iliğinin mikroskop altındaki görünümü

Sık görülen bir hastalık mıdır ve hangi yaşlarda görülür?

Multipl miyelom tüm kanserler arasında %1.8 oranında, tüm hematolojik kanserler arasında ise 2. sırada yer alır. Ortalama tanı yaşı 69 olup ileri yaş hastalığı olarak bilinir. Hastalığın %5’i 40 yaş altında görülebilir.

Hangi bulgu ve belirtilerle kendini gösterir?

En sık görülen bulgu kemik ağrısıdır ve kendini en sık bel ağrısı ile gösterir. Çok küçük darbelerle ya da darbe olmaksızın oluşan kemik kırıkları multipl miyelomu akla getirmelidir. Bunun dışında yorgunluk, halsizlik özellikle kan değerlerinin düşmesine bağlıdır. Kalsiyum değerinin yüksek olması ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya bağlı çok su içme, idrar sıklığında artış veya azalma olabilir. Bağışıklık sisteminin bozulmasına bağlı bu kişilerde sık infeksiyon görülebilir (zatürre, idrar yolu infeksiyonu vb). Nadir olarak bilinç değişiklikleri, kilo kaybı görülebilen bulgular arasındadır.

Tanısı nasıl konulur?

Doktorunuz fizik muayene, tıbbi sorular ve kişinin kanına ve kemik iliği hücrelerine bakan testlere dayanarak multipl myelom tanısı koyabilir.

Doktorunuz tarafından tıbbi geçmişiniz sorgulanarak sağlık alışkanlıklarınız, geçmiş hastalıklarınız ve tedavileriniz hakkında bilgi toplanır. Fizik muayenede önemli bir muayene bulgusu olmamakla birlikte kemiklerde dokunma ile hassasiyet, yüz ve ciltte kansızlığa bağlı solukluk görülebilecek muayene bulguları arasındadır. Kan testlerinde hastalığın aktivasyonunu gösteren bazı parametreler ile kanserli hücrelerin ürettiği anormal proteinlerin miktarına bakılır. Kemik İliği aspirasyon ve biyopsisi ile miyelom hücrelerine dönüşen anormal plazma hücrelerinin oranına bakılır. Bilgisayarlı tomografi veya PET ile kemiklerde veya herhangi bir organda hastalığa bağlı lezyon olup olmadığı araştırılır. Bu lezyonlar kemiklerde güve yeniği tarzında lezyonlar olabileceği gibi kemik veya diğer organlarda plazmasitom denilen kitleler şeklinde de görülebilir. Bazı genetik testler yapılarak hastalığın risk grubu belirlenmeye çalışılır

Nasıl tedavi edilmelidir?

Tedaviler standart doz kemoterapi, steroidler ve daha yeni hedeflenen ajanlardan (lenalidomid, talidomid, bortezomib, carfilzomib ve pomalidomid gibi) yüksek doz kemoterapisine ve kök hücre transplantasyonuna kadar uzanmaktadır. Bu ilaçların bazıları ağız yoluyla alınırken, bazıları damardan verilir. Bu tedavi yaklaşımlarının her biri tek başına kullanılabilmesine rağmen, iki veya daha fazla anti-miyelom ilacının kombinasyonları yaygın olarak kullanılır. Standart tedavilere ek olarak, yeni tedavileri ve kombinasyonları inceleyen klinik çalışmalar birçok hasta için ek seçenektir. Multipl miyelom için tek bir standart tedavi olmadığını akılda tutmak ve bu konuyu sizi takip eden hematoloğunuzla birebir tartışmak önemlidir.

Referanslar

  1. https://www.myeloma.org/sites/default/files/resource/patient-handbook.pdf
  2. https://www.cancer.org/cancer/multiple-myeloma.html
  3. https://www.uptodate.com/contents/multiple-myeloma-treatment-beyond-the-basics

INSIGHT MM: Myelom hastalığının içyüzünü anlama çalışması

Farklı etki mekanizmalarına sahip yeni ajanların piyasaya sürülmesiyle, multiple miyelom (MM) hastalarının sonuçlarında belirgin iyileşmeler gözlenmiştir. Bununla birlikte, klinik çalışmalarda görülen etkinlik çoğu zaman gerçek yaşam verilerinde görülmez ve bu platformda MM tedavilerinin etkinliği hakkında yeni verilere ihtiyaç vardır. INSIGHT MM, yeni tanı veya tekrarlayan / refrakter MM’li yaklaşık 4200 hastayı kaydeden, prospektif, küresel, girişimsel olmayan, bugüne kadar türünün en büyük çalışması olan gözlemsel bir çalışmadır. Çalışma, hasta özelliklerine, hastalığın klinik başvuru şekline, seçilen tedavilere, klinik sonuçlara (yanıt, tedavi süresi, bir sonraki tedaviye kadar geçen süre, progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalım), güvenliğe, sağlık kaynaklarının tüketimine ve yaşam kalitesi üzerine etkisine yönelik nodern ve gerçek yaşam verilerini sunmayı amaçlamıştır. Keyifli okumalar…

Makalenin orijinal haline ekteki linkten ulaşabilirsiniz…

Wordpress Tema indir