Anasayfa » Etiket Arşivi: radyoterapi

Etiket Arşivi: radyoterapi

LENF BEZLERİNDE AĞRISIZ ŞİŞLİKLERE DİKKAT

Lenf bezlerindeki şişlik halk arasında ilk olarak lenfomayı akla getiriyor. Ancak boyunda veya vücudun herhangi bir yerinde lenf bezlerinde yaşanan şişliğin büyük bir çoğunluğu kanser dışı nedenlerden meydana geliyor. Yine de bu tür şişliklerde zaman kaybetmeden doktora başvurmak hayati önem taşıyor.

Bu belirtileri önemseyin

Lenfoma, lenf sisteminin hücrelerinde başlayan bir kanser türüdür. Lenf sistemi, vücudun enfeksiyon ve hastalıklarla savaşmasına yardımcı olan bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Lenfomanın en sık görülen belirtisi, lenf bezindeki şişlik yani lenf bezinin büyümesidir. Fakat lenf dokusu tüm vücutta bulunduğundan hemen hemen her yerde de başlayabilir. Bu nedenle hastalığın belirtileri, tutulan bölgeye ve organa göre değişiklik gösterebilir:

•Dalakta büyüme

•Ateş, gece terlemeleri ve nefes darlığı

•Halsizlik, yorgunluk, iştah ve kilo kaybı

•Özellikle kemiklerde ağrı ve karın ağrısı

•Kalıcı öksürük, inatçı kaşıntılar ve cilt döküntüleri

•Alkol tüketiminden sonra lenf bezlerinde ağrı

•Sık sık enfeksiyon geçirmek lenfomada görülebilen belirtiler arasındadır.

Şişlikten korkmayın ama ihmal de etmeyin

Boyunda 1 cm. kasık bölgesinde ise 2 cm. olan lenf bezleri normal kabul edilebilir. Bu boyutların üzerinde bir büyümede lenfoma akılda tutulması gereken bir hastalıktır. İster boyunda ister başka bir bölgede yaşanan lenf bezi şişliklerinde, hastaların kötü huylu bir tümörü düşünerek telaşlanması doğaldır. Ancak bu tür büyümelerin büyük bir çoğunluğu kanser dışı nedenlere bağlıdır. Lenf bezinde lenfoma haricindeki şişlikler; enfeksiyon, bağışıklık sisteminden kaynaklanan otoimmün hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar, romatizmal hastalıklar ve lenf dokusunu oluşturan hücrelerin içinde bazı moleküllerin birikiminden kaynaklanan depo hastalıklardan meydana gelebilmektedir. Lenf bezlerinde şişlik olması durumunda zaman kaybetmeden doktora başvurulması ve büyümenin nedeninin belirlenmesi gerekmektedir.

Lenf bezindeki şişlik ağrımıyorsa

Lenf bezindeki şişliklerin ağrıyla birlikte yaşanması hastaları daha fazla endişelendirmektedir. Ancak lenf bezi şişliklerinde ağrı genellikle enfeksiyon kaynaklıdır. Lenfomadaki şişliklerin büyük bir çoğunluğu ise ağrısızdır. 40 yaş ve üzerinde ortaya çıkan, ağrısız ilerleyen,haftalar veya aylardır geçmeyen, sert, birbirine yapışık, birden çok ve lastik kıvamında olan şişlikler lenfoma şüphesini artırmaktadır.

Tedavi hastaya göre planlanıyor

Lenfoma tedavisinde belirli standartlar olmakla birlikte, tedavinin planlanmasında hastalığın yaygınlığı, alt tipi, tümörün bazı biyolojik özellikleri ve kişinin genel sağlığı da dahil olmak üzere dikkate alınması gereken birçok faktör mevcuttur. Bu nedenle her hastaya göre tedaviyi bireyselleştirmek gerekebilir. Lenfoma tedavisinde; kemoterapi, akıllı moleküller denilen hedefe yönelik tedaviler, kök hücre nakli ve radyoterapi tedavileri uygulanabilmektedir.

İMMÜNOTERAPİ İLE BİRLİKTE UYGULANAN RADYOTERAPİ SONRASI YAN ETKİLER ARTIYOR MU?

Sanal olarak takip etme fırsatı bulduğumuz ASCO20 kongresinde yayınlanan çalışmaları özetlemeye devam ediyoruz. Bilimsel Programda sunulan bir araştırmada, bağışıklık kontrol noktası inhibitörü (Immün checkpoint inhibitör=ICI) tedavisi ile radyoterapi alan hastaların hematolojik toksisite ve pnömoni için daha büyük bir risk altında olabileceği bildirildi.

ASCO20 Sanal Kongre Bilimsel Programında sunulan bir araştırmada, bağışıklık kontrol noktası inhibitörü (Immün checkpoint inhibitör=ICI) tedavisi ile radyoterapi alan hastaların hematolojik toksisite ve pnömoni için daha büyük bir risk altında olabileceği ancak bu bağlantıyı doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu bildirildi.

Önceki araştırmalar, ICI tedavisi ile birleştirildiğinde, radyoterapinin T hücresi ve inflamatuar yanıtı artırarak toplam yanıt olasılığını iyileştirebileceği düşündürmekteydi. Bununla birlikte, radyoterapinin ICI alan hastalar arasında advers olay (AE) riskini artırıp artırdığı bilinmemektedir.

Bir grup araştırmacı, radyoterapi eklenmesinin AE riskini etkileyip etkilemediğini belirlemek için 66 prospektif ICI çalışmasından toplanan verileri değerlendirdi. Tüm çalışmalar 2019’un sonuna kadar ABD Gıda ve İlaç İdaresi’ne (FDA) sunuldu.

Analize dahil edilen 30.809 hasta radyoterapi (7835 hasta) alıp almamalarına (22.974 hasta) göre sınıflandırıldı. Radyoterapi alan  ve almayan grubun sırasıyla ortalama yaşları 60.5 ve 61.5 yıl, % 63.7’si ve% 61.5’i erkekti ve % 29.4’ü ve% 41.8’i daha önce 0 veya 1 sıra tedavi almıştı. Her iki grupta da en sık rastlanan kanser türü akciğer kanseri (radyoterapi kolunda % 30.6 ve radyoterapi kolunda% 44.7) idi.

Toplam AE oranı her iki grupta benzerdi. Fakat eğilim skoru eşleşmesinden sonra, analizler tüm derecedeki nötropeninin (radyoterapi ile %9.7’ye karşı radyoterapisiz %5.8), trombositopeninin (sırasıyla % 8.2’ye karşı%3.7) ve yorgunluğun (sırasıyla %50.5’e karşı %48) radyoterapi görenlerde daha fazla olabileceğini gösterdi.

Endokrinopatiler radyoterapi ile daha az  (sırasıyla% 10.7’ye karşı% 12) görülmüştür.

Araştırıcılar temel demografik özelliklerin karşılaştırılabilirliğini, kapsamlı AE profilini ve zamanlamasını belirlemeye yönelik analizlerin devam ettiğini bildirdiler.  

Kaynak

Anscher MS, Arora S, Weinstock C, et al. Impact of radiotherapy on risk of adverse events in patients receiving immunotherapy: a U.S. Food and Drug Administration pooled analysis. Presented at: ASCO20 Virtual Scientific Program. J Clin Oncol. 2020;38(suppl):abstr 3018.

MAYIS 2020 FDA ONAYLARI

Tüm dünyanın covid-19 ile mücadele ettiği bu dönemde Hematoloji – Onkoloji alanında onay alan ilaçları sizler için derledik. Mayıs ayının en önemli gelişmesi cilt altı daratumumab (darzalex faspro) tedavisinin miyelom hastaları için onay alması oldu.

  • FDA, nivolumab (OPDIVO, Bristol-Myers Squibb Co.)  ve ipilimumab (YERVOY, Bristol-Myers Squibb Co.) ile birlikte 2 siklus platin-dublet kemoterapi kombinasyonunu epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) veya anaplastik lenfoma kinaz (ALK) genomik tümör aberasyonları olmayan metastatik veya tekrarlayan küçük hücreli dışı akciğer kanseri olan hastalar için birinci basamak tedavi olarak onayladı (26 Mayıs 2020).
  • FDA, anaplastik lenfoma kinaz (ALK) pozitif metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri (NSCLC) olan yetişkin hastalar için brigatinib (ALUNBRIG, ARIAD Pharmaceuticals Inc.) tedavisini onayladı. (22 Mayıs 2020).
  • FDA, enzalutamid veya abirateron ile tedaviyi takiben progresyon gösteren, zararlı veya şüpheli zararlı germ hattı veya somatik homolog rekombinasyon onarım (HRR) gen mutasyonlu metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri (mCRPC) olan yetişkin hastalar için olaparib (LYNPARZA, AstraZeneca Pharmaceuticals, LP) tedavisini onayladı (19 Mayıs 2020).
  • FDA, yüksek PD-L1 ekspresyonuna sahip metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri (NSCLC) olan yetişkin hastaların ilk basamak tedavisinde atezolizumab (TECENTRIQ®, Genentech Inc.) tedavisini onayladı (18 Mayıs 2020).
  • FDA, imatinib de dahil olmak üzere 3 veya daha fazla kinaz inhibitörü ile önceden tedavi görmüş ileri evre gastrointestinal stromal tümörü (GIST) olan yetişkin hastalar için ripretinib (QINLOCK, Deciphera Pharmaceuticals, LLC.) tedavisini onayladı (15 Mayıs 2020).
  • FDA, androjen reseptör yönlü tedavi ve taksan bazlı kemoterapi alan ile tedavi edilen zararlı BRCA mutasyonu (germ hattı ve / veya somatik) ilişkili metastatik kastrasyona dirençli prostat kanserine (mCRPC) sahip hastalar için rucaparib (RUBRACA, Clovis Oncology, Inc.) tedavisi için hızlandırılmış onay verdi. yönlendirilmiş tedavi ve taksan bazlı kemoterapi (15 Mayıs 2020).
  • FDA, pomalidomid (POMALYST, Celgene Corporation) endikasyonunu, HIV-negatif yetişkin erişkin hastalarda kaposi sarkomu ve yüksek aktif antiretroviral tedaviye rağmen başarısızlık görülen hastaları da içerecek şekilde genişletmiştir (14 Mayıs 2020).
  • FDA, ilk basamak platin tabanlı kemoterapi ile tam ya da parsiyel yanıt elde edilmiş ve kanseri zararlı veya şüpheli zararlı BRCA mutasyonu ve/veya genomik instabilite ile tanımlanmış homolog rekombinasyon eksikliği pozitif durumu ile ilişkili ileri evre epitelyal ovaryen, fallop tüp kanseri veya primer peritoneal kanseri olan yetişkin hastaların ilk basamak tedavisi için olaparib (LYNPARZA®, AstraZeneca Pharmaceuticals, LP)  endikasyonunu bevacizumab kombinasyonunu içine alacak şekilde genişletti (8 Mayıs 2020).
  • FDA aşağıdaki endikasyonlar için selpercatinib’e (RETEVMO, Eli Lilly ve Company) hızlandırılmış onay verdi:

• Metastatik RET füzyon pozitif küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) olan yetişkin hastalar;

• Sistemik tedavi gerektiren ileri veya metastatik RET-mutant medüller tiroid kanseri (MTC) olan 12 yaş ve üstü erişkin ve pediatrik hastalar;

• Sistemik tedavi gerektiren ve radyoaktif iyot dirençli (radyoaktif iyot uygunsa) ileri veya metastatik RET füzyon pozitif tiroid kanseri olan ve 12 yaşın üzerindeki yetişkin ve çocuk hastalar (8 Mayıs 2020).

  • FDA, tümörleri mezenkimal-epitelyal geçişin (MET) ekzon 14 atlamasına yol açan bir mutasyona sahip olan metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) olan yetişkin hastalar için capmatinib’e (TABRECTA, Novartis) hızlandırılmış onay verdi (6 Mayıs 2020
  • FDA, yeni tanı veya nüks/ dirençli multipl miyelomlu yetişkin hastalar için daratumumab ve hyaluronidaz-fihj’i (DARZALEX FASPRO, Janssen Biotech, Inc.), başka bir deyiş ile subkutan (cilt altı) daratumumabı onaylamıştır (1 Mayıs 2020).

Prof. Dr. H. İsmail SARI

İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı

Kaynak

1. fda.gov

DİFFÜZ BÜYÜK B HÜCRELİ LENFOMA

Diffüz büyük B hücreli lenfoma (DBBHL), NHL’nin en yaygın biçimi olup, tüm B hücreli lenfomaların yüzde 22’sini oluşturmaktadır. Erkeklerde biraz daha yaygın olmasına rağmen, DBBHL hem erkeklerde hem de kadınlarda görülür. Her ne kadar DBBHL çocukluk döneminde ortaya çıkabilse de, insidansı genellikle yaşla birlikte artar ve hastaların yaklaşık yarısı 60 yaşın üzerindedir. DBBHL lenf düğümlerinde veya lenfatik sistemin dışında (Gastrointestinal sistem, testisler, tiroid, deri, meme, kemik veya beyin) ortaya çıkabilecek agresif (hızlı gelişen) bir lenfomadır.

 

Lenfomalar en sık görülen hematolojik kanserler arasında yer almaktadır. Başlıca 2 gruba ayrılmaktadır. Bunlar;

  1. Hodgkin lenfoma
  2. Non – Hodgkin (Hodgkin dışı lenfoma

Lenfomalar, bir tür beyaz kan hücresi (lökosit=akyuvarlar) tipi olan “lenfositler” adı verilen bağışıklık sistemi hücreleri kontrolsüzce büyüyüp çoğaldığında ortaya çıkar. Kanserleşmiş lenfositler, lenf düğümleri, dalak, kemik iliği, kan veya diğer organlar dahil olmak üzere vücudun birçok bölgesine gidebilir ve lenf tümörü adı verilen kitleler oluşturabilir. Vücutta lenfoma gelişebilecek iki ana lenfosit tipi vardır. Bunlar, B lenfositler (B hücreleri) ve T lenfositler (T hücreleri) olarak bilinir. B hücreli lenfomalar, T hücreli lenfomalardan çok daha yaygındır ve tüm Hodgkin dışı lenfomaların yaklaşık olarak yüzde 92’sini oluşturur. Diffüz büyük B hücreli lenfoma (DBBHL), NHL’nin en yaygın biçimi olup, tüm B hücreli lenfomaların yüzde 22’sini oluşturmaktadır. Erkeklerde biraz daha yaygın olmasına rağmen, DBBHL hem erkeklerde hem de kadınlarda görülür. Her ne kadar DBBHL çocukluk döneminde ortaya çıkabilse de, insidansı (yıllık görülme sıklığı) genellikle yaşla birlikte artar ve hastaların yaklaşık yarısı 60 yaşın üzerindedir. DBBHL lenf düğümlerinde veya lenfatik sistemin dışında (Gastrointestinal sistem, testisler, tiroid, deri, meme, kemik veya beyin) ortaya çıkabilecek agresif (hızlı gelişen) bir lenfomadır.

DBBHL Belirtileri

Çoğunlukla, DBBHL’nin ilk belirtisi, boyunda, koltuk altında veya kasıkta büyümüş lenf düğümlerinin neden olduğu ağrısız, hızlı bir şişliktir. Bazı hastalarda lenf nodu hızla büyür ve çevredeki sinirlere bası yaparsa şişlik ağrılı olabilir. Diğer belirtiler arasında gece terlemeleri, ateş ve açıklanamayan kilo kaybı olabilir. Hastalarda yorgunluk, iştah kaybı, nefes darlığı veya ağrı görülebilir. Kaşıntı olabilir.

DBBHL Alt Tipleri

DBBHL’nin birçok alt tipi bulunmaktadır. Hastalığın prognozu yani mevcut tedaviye nasıl yanıt vereceği hastalığın alt tiplerine göre değişir.  Örneğin, sadece beyni etkileyen DBBHL, primer santral sinir sistemi lenfoması olarak adlandırılır ve beynin dışındaki bölgeleri etkileyen DBBHL’den farklı bir şekilde tedavi edilir. Diğer bir örnek, sıklıkla genç hastalarda görülen ve göğüs kafesi içindeki boşlukta (mediasten) oluşan lenf düğümlerinin hızla çoğalması ile kendini gösteren primer mediastinal B-hücreli lenfoma adı verilen tiptir.

Çoğu vaka bu kategorilerden birine girmez ve aksi belirtilmedikçe “DBBHL – Başka Türlü Sınıflandırılamayan” (DBBHL-NOS=Not Otherwise Specified) olarak adlandırılır. Bununla birlikte, bu NOS vakaları, gerek gen bozukluklarına göre gerekse kanserli hücrelerin yüzeyinde bulunan protein belirteçlerine göre moleküler alt tiplere ayrılabilirler. Bu alt tipler, kanserli hücrenin bulunduğu bölgeye ve köken aldığı hücre tipine göre “germinal merkez B-hücresi” ve “aktive B-hücresi” DBBHL olarak adlandırılırlar. Bu hasta gruplarının tedaviye verdiği yanıt ve seyir farklı olabilir.  Ek olarak, aynı anda birden fazla genetik değişim gösteren lenfomalar, Türkçe “çift vuruş” olarak çevrilebilecek “double-hit lenfoma” adı verilen ve nisbeten daha kötü seyir gösterme olasılığı olan lenfomalardır. Mevcut genetik özelliklere göre hangi tedavilerin verilebileceği konusunda halen klinik çalışmalar devam etmektedir.

Tanı ve Evreleme

DBBHL’nin kesin tanısı için doku biyopsisi gereklidir. Biyopsi, mikroskop altında değerlendirilmek üzere, etkilenen lenf düğümünün bir kısmını veya tamamını çıkarmak için yapılan küçük bir cerrahi işlemdir. İdeal olan lenf düğümünün tamamının çıkartılmasıdır. Bu sayede tanı patologlar tarafından daha kolay bir şekilde konabilmektedir. Biyopsi, lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. DBBHL tanısı doğrulandıktan sonra, bir sonraki aşama (evreleme olarak adlandırılır) lenfomanın ne kadar yaygın olduğunu ve vücudun nerelerinde bulunduğunu anlamaktır. DBBHL, vücudun her tarafında bulunan lenf sisteminin bir kanseri olduğundan, tüm vücuda bakmak önemlidir. Bu genellikle tüm vücut bilgisayarlı tomografi (BT) taraması veya pozitron emisyon tomografisi (PET) / BT taraması ile yapılır. Evrelemede ayrıca, kemik iliğinde lenfoma hücreleri olup olmadığını belirlemek için “Kemik İliği Aspirasyon ve Biyopsi” işlemi ve bazen de omurilik sıvısında lenfoma hücrelerinin olup olmadığını belirlemek için “lomber ponksiyon” denilen omurilik sıvısından örnek alma işleminin yapılması gerekebilir.  Doktorunuz bu testlerin sonuçlarını lenfomanın evresini değerlendirmek için kullanacaktır. Sınırlı evre hastalık, vücudun sadece bir bölgesini etkileyen lenfomayı temsil ederken, ileri evre hastalık, lenfomanın birçok organa yayıldığını gösterir. Uygun tedavi yöntemini ve tedavi süresini belirlemek için mutlaka evreleme gereklidir. DBBHL hastalarının azımsanmayacak kısmı ileri evre hastalığa sahip olsa da, bu hastalarda dahi tedavi başarısı yine azımsanmayacak oranda yüksektir.

Tedavi seçenekleri

DBBHL sıklıkla semptomlara neden olduğu için, tedavi genellikle tanıdan kısa bir süre sonra başlar.  Yeni tanı almış DBBHL hastaları için tedavi seçenekleri arasında kemoterapi, immünoterapi ve radyoterapi bulunmaktadır. Her üç tedavi yöntemi hastalığın evresine, risk faktörlerine göre ayrı ayrı kullanılabileceği gibi birlikte de kullanılabilir. Birlikte kullanıldığı rejimlere “kombinasyon tedavisi” adı verilir.

  1. Kemoterapi: Kanser hücrelerini öldüren veya büyümelerini engelleyen ilaçlara verilen isimdir. Bu gruptaki ilaçlar seçici özellikte değildir. Yani kanser hücresi yanında sağlam hücrelere de etki göstererek zarar verebilirler.
  2. İmmünoterapi: Bağışıklık sistemini uyaran ve/veya hedefleyen tedavi yöntemidir. İmmünoterapi ilaçları seçici özellikte ilaçlardır, kanser hücrelerini tanıyarak etki gösterirler.
  3. Radyoterapi: İyonize radyasyon kullanarak kanser hücrelerini yok etme yöntemidir.

Kök hücre nakli ise genellikle DBBHL tekrarladığında uygulanan bir tedavi yöntemidir. Fakat hastalığınızın risk grubuna göre nadir olsa da ilk sıra tedavide uygulanabilir.

YENİ TANI HASTALARDA TEDAVİ

R-CHOP tedavi rejimi, yeni tanı DBBHL hastalarının ilk sıra tedavisinde kullanılan, 5 (beş) farklı ilaçtan oluşan ve içerdiği ilaçların orijinal adlarının baş harflerinin bir araya getirilmesinden türetilmiş tedavi rejiminin adıdır.

R – rituximab (rituksimab)

C – cyclophosphamide (siklofosfamid)

H – doxorubicin (hydroxydaunomycin)(hidroksidaunomisin)

O – vincristine (Oncovin ®) (vinkristin, onkovin)

P – prednisolone (prednizolon)

R harfi ile gösterilen rituksimab bir kemoterapi ilacı değildir. İmmünoterapi grubunda yer alan ve direk olarak kanserli hücrenin kendisini hedef alan bir monoklonal antikordur. C, D ve O harfi ile gösterilen ilaçlar kemoterapi ilaçlarıdır. P harfi ile gösterilen prednizolon ise halk arasında kortizon olarak bilinen ilaçtır.

R-CHOP kemoterapi rejimi, mevcut tümör yada tümörleri küçülterek yok etmek ve lenfoma semptomlarını azaltmak için verilir. Amaç hastalığı tamamen ortadan kaldırmak yani tam şifa sağlamaktır.

R-CHOP; kemoterapi (CHOP) ve immünoterapi (R) ilaçlarının birlikte kullanıldığı bir kombinasyon tedavisidir. Bu tedavi kapsamında ilaçlardan dördü (R-CHO) serum yoluyla (Rituximab cilt altı da uygulanabilir) damardan uygulanırken bir tanesi (P) ise ağız yoluyla verilir. Damar yolundan veya cilt altı verilen ilaçların tamamını (rituximab, siklofosfamid, doksorubisin, vinkristin) sadece ilk gün uygulanır. Ağız yolu ile verilen prednizolon ilacı ise ilk 5 gün boyunca verilir.  Tedavi genelde 21 günde bir tekrarlanır (R-CHOP21), yan etkilerin durumuna göre tedavi aralıkları 28 gün olarak da uzatılabilir. Yine hastalığın evresine ve hastanın yaşına göre 14 günde bir verilen bir protokol de (R-CHOP14) bulunmaktadır. Eğer size uygun ise tedaviniz bu şekilde de uygulanabilir. Bu konuda gerekli bilgi hekiminiz tarafından verilecektir.

R-CHOP tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlı bazı yan etkiler görülebilir.

Rituksimab’a bağlı en sık görülen yan etkiler infüzyon (ilacın damardan serumla verilmesi) ilişkili yan etkilerdir. Özellikle, ilk infüzyon sırasında veya infüzyondan sonraki 2 saat içerisinde ateş, üşüme ve titreme gelişebilir. Daha nadir olmak üzere bazı hastalarda; kaşıntı, döküntü, bitkinlik, hasta hissetme, baş ağrısı, nefes almada güçlük, dil veya boğaz şişmesi, burun akıntısı veya kaşınması, kusma, ateş basması, çarpıntı, kalp krizi veya trombosit sayısında düşme görülebilir.

İnfüzyon ilişkili bu yan etkileri önlemek ve azaltmak için rituksimab öncesi bazı ek ilaçlar alacaksınız. Bunun dışında rituksimab aldığınız dönemde ağız içinde, dudaklarda ve ciltte ağrılı ülser benzeri yaralar çıkabilir. Vücutta döküntüler gelişebilir. Hepatit B taşıyıcısı ya da kronik aktif Hepatit B hastasıysanız rituksimab bu hastalığı alevlendirerek karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Rituksimab tedavisinin en nadir ama en ciddi yan etkisi ise PML olarak kısaltılan progresif multifokal lökoensefalopatidir.  Bu durum rituksimab tedavisinin immün sistemi zayıflatması ile ortaya çıkan bir virusun neden olduğu ciddi bir beyin enfeksiyonudur. PML ölüm veya ağır sakatlıklarla sonuçlanabilir. PML için bilinen bir önleme yöntemi veya tedavi şu an için bulunmamaktadır.

Tedavi protokolü kapsamında uygulanan siklofosfamide bağlı kanlı işeme gözlenebilir, her iki cinste de kısırlığa neden olabilir. Bu nedenle R-CHOP tedavisine bağlı olarak kadının veya erkeğin çocuğunun olmaması riski nedeni ile ileriye yönelik erkekler için sperm (meni) saklamak ve kadınlar için ovum (yumurta) veya embriyo (döllenmiş yumurta) saklamak gerekebilir. Bu nedenle tedavinizin ileri bir tarihe ertelenmesi zorunluluğu doğabilir. Sperm/ovum saklama kararını hastalığınızın durumu, yaşınız ve isteğiniz doğrultusunda hekiminiz ile birlikte değerlendirmeniz önerilir.

Hidroksi-daunomisine bağlı kalp ritminde ve fonksiyonlarında bozulma meydana gelebilir. Vinkristin el ve ayaklarda yanma – uyuşma ile kendini gösteren nöropati dediğimiz bir sinir harabiyeti yapabilir. Prednizolon ise ise kas güçsüzlüğü, gastrointestinal sistem kanaması, gastrit, kan şekeri düzeylerinde yükselme, kilo alma, vücudda sıvı birikimi (ödem), bilinç bulanıklığı ve duygulanım durumu değişikliklerine yol açabilir.

Bunların dışında R-CHOP tedavi protokolünde kullanılan ilaçlara bağlı görülen en önemli yan etkilerden birisi kan hücrelerinin (alyuvar, akyuvar, trombosit) sayısının azalmasıdır. Alyuvar sayısının azalmasına bağlı halsizlik, yorgunluk, akyuvar sayısının azalmasına bağlı ateş ve infeksiyon, pıhtılaşma hücresi olarak bilinen trombositlerin azalmasına bağlı kanama görülebilir.  Bunun dışında iştahsızlık, bulantı, kusma, saç dökülmesi, ağızda aft benzeri yaralar, tırnak değişiklikleri, ishal, kabızlık, anksiyete, depresyon protokole bağlı görülebilecek diğer yan etkiler arasında sayılabilir.

Sayılan yan etkiler; R-CHOP tedavisi sırasında karşılaşılma olasılığı görece en yüksek durumlar olmakla birlikte burada açıklanmayan diğer yan etkiler de görülebilir. Tedavi sürecinizin mümkün olduğunca sorunsuz ve en düşük yan etki olasılığı ile tamamlanabilmesi için gereken tüm önlemler alınmış olmasına karşın, tedavinin olumsuz sonuçlarının tamamen bertaraf edilmesi mümkün değildir.

Önerilen Tedavinin/İşlemin Tahmini Süresi

R-CHOP tedavisi hastalığınızın evresi ve diğer risk faktörleri, tedaviye verilen yanıt, ilaçları tolere etme durumu ve olası komplikasyonların yönetimine bağlı olarak genellikle 21 günde bir olmak üzere 6-8 kurs uygulanması planlanır. Ancak 4 kürlük tedavi sonrası başlangıç tanısında yapılan tetkikler görüntüleme yöntemleri (PET) dahil tekrarlanacak, eğer yanıt yoksa yeni bir tedaviye geçilmesi düşünülebilir. Erken evre hastalarda 3 kür tedavi sonrası radyoterapi planlanabilir.

Önerilen Tedavinin/İşlemin Alternatifleri

DBBHL hastalarının birinci basamak tedavisinde kullanılan R-CHOP yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu konuda hekimlerin en deneyimli olduğu tedavidir. Yukarıda da yazıldığı gibi 21 günde bir uygulanır. Fakat hastanın yaşı ve hastalığın yaygınlığına göre uygulama süresinin kısaltıldığı R-CHOP14 tedavisi de mevcuttur. R-CHOP14 tedavisinde uygulanan rejimin kan hücreleri üzerindeki etkisini azaltmak ve hücrelerin çabuk toparlanmasını sağlama amacı ile G-CSF (Granulosit-koloni stimule edici faktör) denilen ve cilt altı uygulanan bir büyüme faktörü de tedaviye eklenir. Yine, R-CHOP tedavi rejimine etoposid olarak bilinen bir kemoterapi ilacının eklenmesi ile oluşturulan R-EPOCH isimli 6 ilaçtan oluşan kombinasyon tedavisi de birinci sıra tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. Genelde genç hastalarda ve “primer mediastinal B hücreli” lenfoma alt tipinde daha sık kullanılmaktadır.

Önerilen Tedavi, İyileşme Süreci İle İlgili Olası Problemler ve Kritik Olan Yaşam Tarzı Önerileri

Tedavi süreci içinde, ateşinizin yükselmesi halinde mutlaka hekiminizi bilgilendirmelisiniz. Enfeksiyonu olan kişilerden uzak durmalı, çevrenizdekilere sarılma, öpüşme gibi yakın temas içerikli davranışlardan kaçınmalısınız. Havasız, tozlu, sigara dumanı olan ortamlardan uzak durmalı, odanızı sık sık havalandırmalısınız. Sigara kullanıyorsanız azaltmalı ve bırakmaya çalışmalısınız. Meyve ve sebzeler iyice yıkanmalı, süt pastörize veya iyice kaynatıp içilmelidir. Mümkünse dışarıda, özellikle temizliğinden emin olunmadığı yerlerde yemek yenmemelidir. Gerek ağız gerekse vücut temizliğine özen gösterilmeli, tırnaklar derin kesilmemelidir. R-CHOP tedavisi ile genellikle vücutta pıhtılaşma hücreleri olarak bilinen trombositlerin sayısında azalma gözlenmemektedir. Eğer trombosit sayısı düşecek olursa tıraş olurken jilet kullanılmamalıdır. Hekiminiz tarafından sıvı kısıtlaması önerilmediği sürece bol sıvı almalı, özellikle yaz aylarında aldığınız sıvı miktarını artırmalısınız. Kemik tutulumu olan hastalarda patolojik kemik kırığı riskini azaltmak için uygulanan bazı tedaviler nadiren de olsa çene osteonekrozu olarak adlandırılan çene kemiği yaralarına neden olabilir. Bu nedenle tedavi sürecinizde gerek diş çekimi, gerekse önerilen diğer tedaviler noktasında mutlaka takip eden hekiminizden görüş almalısınız.

TEKRARLAYAN (NÜKS) HASTALIKTA TEDAVİ

Hastalığı tekrarlayan hastalarda “Kurtarma tedavisi” adı verilen genelde hastanede yatırılarak yapılan R-CHOP tedavisine göre daha yoğun olan tedavi rejimleri kullanılır. Bu tedaviler 2-4 kür uygulandıktan ve yanıt alındıktan sonra otolog kök hücre nakli denilen tedavinin yapılması altın standart kabul edilmektedir. Nakil öncesi seçilebilecek birkaç tane kurtarma rejimi bulunmaktadır ve aynı R-CHOP rejiminde olduğu gibi kullanılan ilaçların baş harfleri ile tanımlanmaktadır (R-ICE, R-DHAP, GVP, R-MINE vb.). Bu tedavi rejimleri ile yanıt oranları yaklaşık olarak birbirine benzerdir.

İnceleme Altındaki Tedaviler

Halen gerek yeni tanı gerekse nüks ya da ilk tedaviye dirençli DBBHL hastalarının tedavisi için birçok tedavi rejimi konusunda  klinik çalışmalar devam etmektedir. Bu tedaviler arasında avelumab (Bavencio), MOR208, polatuzumab vedotin, ublituximab, umbralisib ve utomilumab ilk akla gelen ilaçlar olarak sayılabilir. Bu ilaçların çoğu hedef tedavi olarak bilinen direkt olarak kanser hücrelerini hedefleyen ilaçlardır.  Kitapçığın başında açıkladığımız moleküler alt tiplerden germinal merkez B hücresi tipindeki DBBHL hastaları kemoterapi tedavisine ABC alt tipine sahip olanlardan daha iyi yanıt verebildiklerinden, araştırmacılar özellikle ABC DBBHL’li hastalar için sonuçları iyileştiren yeni tedavileri araştırmaktadır. Yine daha önce açıkladığımız double hit lenfomalarda da bu hedef tedavi rejimleri konusunda çalışmalar devam etmektedir. Burada önemli olan nokta, yeni tedaviler keşfedildiğinde veya mevcut tedaviler geliştirildikçe tedavi seçeneklerinin değişebileceği unutulmamalı ve hastayı takip eden hekimle sürekli diyalog halinde olunmalıdır.

Tedavi sonrası izlem

Tedavisi başarı ile tamlanan lenfoma hastalarında tekrarlama riski bulunduğu için mutlaka takiplerinin devam etmesi gerekir. Önerilen takip şekli özellikle ilk 2 sene için 3 ayda bir, 2-5 sene arasında 6 ayda bir, 5 seneden sonra senede 1 kez olacak şekildedir. Takipler muayene, kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemleri ile yapılır. Özellikle görüntüleme yöntemlerinden hangisinin hangi aralıklarla yapılacağı konusunda sizi takip eden hekiminizle görüş alışverişi yapmanız uygun olacaktır.

Referanslar

  1. https://www.uptodate.com/contents/diffuse-large-b-cell-lymphoma-in-adults-beyond-the-basics
  2. https://www.nccn.org/patients/guidelines/nhl-diffuse/files/assets/common/downloads/files/diffuse.pdf
  3. https://www.lymphoma.org/aboutlymphoma/nhl/dlbcl/
  4. https://www.leukaemia.org.au/disease-information/lymphomas/non-hodgkin-lymphoma/other-non-hodgkin-lymphomas/diffuse-large-b-cell-lymphoma/

 

LENFOMA NEDİR?

Lenfoma, lenf sisteminin hücrelerinde başlayan kanserdir. Lenf sistemi, vücudun infeksiyon ve hastalıklarla savaşmasına yardımcı olan bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Lenf dokusu tüm vücutta bulunduğundan lenfoma hemen hemen her yerde başlayabilir.

Devamını Oku »

HEMATOLOJİK (KAN, LENF VE KEMİK İLİĞİ) KANSERLER

Kanser hem dünyada hem de ülkemizde sebebi bilinen ölümler sıralamasında  kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci ölüm sebebi olması açısından önemli bir toplum sağlığı problemidir. Bu yazıda “hematolojik kanserler” olarak bilinen kan, lenf bezi ve kemik iliği kanserlerinin tiplerini, hastalarda oluşturacağı belirti ve bulguları, tanılarının nasıl konduklarını ve tedavilerini özet şekilde gözden geçirmeye çalışacağız. Devamını Oku »

Wordpress Tema indir